(2709 s. Anayasa. m. 129/5) (657 s. DMK. m. 13) (818 SK m. 49) (2577 SK m. 2)
Davacı Nazire S. tarafından, davalılar Tayyar Ş. vd. aleyhine 26/9/2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine dair verilen 21/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde: D....... İlköğretim Okulu'nda öğretmen iken, davalıların 5.6.2001 tarihli işlemleri ile kasıtlı ve politik nedenlerle, isteği dışında Acıgöl İlçesi Karapınar Beldesi E...... İlköğretim okuluna atandığını belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalıların kamu görevlisi oldukları ve dava konusu işlemin de kamu hizmeti sırasında yapıldığı nedeniyle, davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerektiği, davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlar hizmet kusuruna ilişkindir. Hizmet kusuruna dayanan tazminat istemlerinin de, İdari yargı yerinde ve idareye karşı yöneltilmesi gerekir.(Anayasa m.129/5, 657 sayılı Yasa m.13). Diğer yandan, kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak, görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da, yukarıda vurgulanan anayasal ve yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler. Bunun açık örneği, suç sayılabilen eylem ve işlemlerdir. Somut olayda, dava dilekçesi anlatımı ve ileri sürülen maddi olgular göz önünde tutulduğunda, dava konusu edilen, davalıların suç niteliği de taşıyan eylemleridir. Bu eylemler, kamu hizmeti kavramı içerisinde düşünülemez. Davalıların kişisel kusurları savlanmış ve dava konusu edilmiştir. Kamu görevlilerinin, görev sırasındaki kişisel kusuruna dayanan davalar, adli yargı yerinde ve özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenir. Bu noktada, yargısal uygulama yerleşiktir. Nitekim, bir örneği dosya arasında da bulunan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 25.3.2002 gün ve 2002/7-9 sayılı kararı, aynı yöndedir. Mahkemece, yetersiz ve yanılgılı gerekçelerle davanın husumet nedeniyle reddi, bozmayı gerektirmiştir. Yapılacak iş, uyuşmazlığın esasının bir çözüme kavuşturulmasıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/5/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy