Davacı Hüseyin vekili Avukat tarafından, davalı Mustafa vd. aleyhine 23.2.1998 gününde verilen dilekçe ile davacıya ait olan ancak çalınan aracın davacıya ait olduğunun tespiti ile aracın davacıya tesliminin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Mustafa hakkındaki davanın kabulüne, davacıya ait olduğunun tespiti ile davacıya teslimine, diğer davalılar hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine dair verilen 11.9.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mustafa vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, dava konusu otomobilin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan Mustafa hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; karar davalı Mustafa tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı adına trafikte kayıtlı olan 16 .. 550 plaka nolu araç, 1993 yılında çalınmıştır. Davacı, çalınan bu aracını, 1997 yılında, plakasının değiştirilerek 16 .. 732 plaka nosu ile tamircide görmüştür. Plakası 16 .. 732 olan araç ise 1992 yılından bu yana davalı Mustafa adına trafikte kayıtlıdır. Davacı, bu aracın kendisine ait olup olmadığının belirlenmesi için delil tespiti isteminde bulunmuştur. Tespit bilirkişinin düzenlediği 13.1.1998 günlü raporda; tespite konu; 16 .. 732 plaka nolu aracın, motor ve şasi numarasının yazılı olduğu sağ ön amortisör üst bağlantı sacının değiştirildiği, 16 .. 732 plakalı araca ait motorun ve şasi numarasının, 16 .. 550 plaka nolu araca monte edilerek 16 .. 732 plakalı yine 1998 model Doğan marka araç halinde getirtildiği, tespit konusu aracın tespit isteyene ait 16 .. 550 plakalı araç olduğu belirtilmiştir.
Davalı-sanıklar hakkında açılan kamu davasının yargılaması sırasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarı tarafından düzenlenen 24.5.2000 tarihli bilirkişi raporunda da; "suça konu 16 .. 732 plakalı aracın şasi numarasının orjinal olduğu, bu bölgede alet izlerinin mevcut olduğu, amortisör kolon başlığının şasiye tutturulduğu puntolar arasında büyüklük, derinlik ve diziliş itibariyle farklılıklar bulunduğu, ayrıca amortisör kolunun şasi ile bağlantılı olduğu tekerlek iç davlumbaz bölümünde kaynak izlerinin mevcut olduğu ancak üzerinde şasi numarası olan amortisör kolunun bulunduğu bölgeye sonradan monte edilip-edilmediği hususunda kesin bir beyanda bulunulmasının mümkün olmadığı" açıklanmıştır. Ceza davası sonucunda davalı-sanıkların beraatine karar verilmiş olup karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Şu durumda; davacının aidiyetini istediği aracın, yapılan belirlemede motor ve şasisinin davalı Mustafa'ya kaportanın ise davacının aracına ait olduğu anlaşılmaktadır. Bir aracın aidiyetinin, bu bağlamda mülkiyetini aracın motor ve şasi numaralarının belirleyeceği yasal düzenlemede yer almıştır. Bir aracın kasasının aidiyeti, mülkiyeti belirleyen unsur değildir. Dava konusu edilen aracın motorunun davalıya ait araca ait olduğu anlaşıldığına göre davacının ancak koşulları gerçekleştiğinde tazminat isteyebileceği gözetilerek davanın reddi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup karar bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 12.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy