(818 S. K. m. 19, 20) (1136 S. K. m. 164/son)
Dava: Davacılar Muzaffer Menderes ve diğerleri vekili Avukat Filiz Şirin tarafından, davalı Tahir Menderes aleyhine 13/10/2000 gününde verilen dilekçe ile muris muvazaası ile satışın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6/2/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri Nuray Güler vd. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacılar, muris muvazaası ile davalıya satış gösterilen traktörün satışının iptali ile davacıların miras hisseleri oranında adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne, traktörün satış işleminin iptaline ile davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir.
Trafik sicillerinin tutulması idari bir işlem olup bu sicillerde değişiklik yapılmasını içeren isteklerin de idari yargıda incelenerek karara bağlanması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin trafik kaydının iptali ve davacılar adına tescili sonucunu doğuracak şekilde karar verilmiş olması doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK. m.417/1, 423/b-6).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasa m. 77 hükmü ile değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın m.164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekâlet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekâlet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. Ancak, yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden; hükmün, HUMK. m. 438 uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
4- Mahkemece takdir edilen vekâlet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir. denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklemesi doğru değildir.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. nun 438. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasının 1. bendinin sonundaki adlarına tesciline sözcük dizisinin silinerek yerine aidiyetin tespitine sözcük dizisinin yazılmasına, yukarıda (3 ve 4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. bendindeki vekâlet ücreti ile ilgili bulunan (21. md. Uyarınca) katma değer vergisi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar vekiline verilmesine sözcük dizisinin silinerek yerine davalıdan alınıp davacılara verilmesine dair sözcük dizisinin yazılmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine, kararın düzeltilmiş bu biçimi ile ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy