(2330 S. K. m. 2, 3) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın: Dairemizin 04.04.2002 gün ve 2002/13454-2002/4167 sayılı İlamı'yla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nin 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı Kanunun 442/3 ve TCK'nin 24. maddesi gereğince 86.680.000 lira para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 20.03.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı İçişleri Bakanlığı yaralanan polis memuruna 2330 sayılı Yasa gereğince ödenen tazminatın davalılardan rücuan tahsilini ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ancak, davalılar direngen kılınmadığından faizin dava tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmiştir.
Davacı ise faizin ödeme tarihinden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiş, kararın dairemizce onanması üzerine bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Davacının karar düzeltme istemi de daire çoğunluğunca reddedilmiştir. Bu karara katılamıyoruz. Şöyle ki:
Davalıların eylemi haksız fiil niteliğinde olup haksız eylemde zarar görenin zararının olay tarihi itibariyle karşılanması gerekir. Ayrıca zarar verenin temerrüde düşürülmesi gerekmez. Esasen ""temerrüde düşürme"" sözleşme hukukuna ilişkin bir kavramdır. Sözleşme dışı sorumlulukta zararın, doğduğu tarihte karşılanması gerektiğinden ayrıca ihtara gerek yoktur. Davalıların sorumluluğu yasadan doğmuş ve zararlandırıcı eylem tarihinden itibaren istenebilir konuma gelmiştir. Ancak, zarar görenin zararını davacı idare ödemek suretiyle zarar görenin yerine ( halefi ) geçmiştir. İşte davacı idarenin istemi, ödeme tarihinden doğmaktadır. Bu nedenle talep halinde zarar görene olay tarihinden itibaren faiz verilmesi gerektiğinden, zarar görene yasa gereği ödemede bulunup eldeki dava ile davalılara rücu eden davacıya da faizin davacı yönünden zarar tarihi olan ödeme tarihinden itibaren verilmesi gerekir. Şu durumda davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bu yönden bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy