(818 S. K. m. 41, 53)
Dava: Davacı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. vekili Avukat Cengiz Gültekin tarafından, davalılar Erol Ocak ve diğerleri aleyhine 8/7/1998 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/3/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Cengiz Gültekin tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü :
Karar: Dava, davacı şirketin güvenlik görevlisi olan davalı Erol Ocak ile hurdacılık yapan diğer davalıların davacıya ait fabrika sahası içindeki hurda bakır ve pirinç malzemeleri davalı Erol'un diğer davalılara kolaylık sağlaması sonucu almaları nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Zararlandırıcı eylemin ortaya çıkmasından sonra yapılan hazırlık soruşturması sonucunda davalılar hakkında farklı suç tarihleri itibariyle dört ayrı kamu davası açıldığı, davalıların hazırlık soruşturması sırasında verdikleri ifadelerde zaman, yer, oluş biçimi, malzeme ağırlığı sair yönler itibariyle geniş ve ayrıntılı açıklamalarda bulundukları, bu açıklamaların her olay itibariyle ayrıntılar taşıdığı, farklı tarihlerdeki olaylara ilişkin bu ifadelerin baskı altında alındığına ilişkin sonraki savunmaların soyut nitelikte kaldığı, dinlenen güvenlik görevlisi tanıkların fabrika sahasına araçla gelen hurdacı davalıların, güvenlik görevlisi olan davalı yanına geldiklerini beyan ederek girdiklerine ve çıkarken görmediklerine ilişkin anlatımları, hurdacılıkla uğraşan bu davalıların birden fazla olacak şekilde fabrika sahasına gelip gitmeleri, aralarında akrabalık bulunmaması, borç ödemek amacıyla fabrikaya gelindiği savunmasının geliş gidiş sayısı itibariyle makul olmadığı yönleri irdelenip tartışıldığında davalıların davacıyı zararlandırıcı eylemi birlikte yaptıkları sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ceza mahkemesinin beraat kararı ceza hukuku yönünden şüphenin sanık lehine yorumlanacağı ilkesi gereğince ve delil yetersizliğinden verilmiş olup, BK.nun 53. maddesi uyarınca delil yetersizliğinden verilen beraat kararları hukuk mahkemesini bağlamaz. Şu durum karşısında davalıların haksız eylemleriyle davacıyı zararlandırdıkları anlaşılmakla, zarar kapsamı belirlenerek davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy