(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı Abdülvahap Berktaş vekili Avukat Arif Hikmet Acar tarafından, davalı TEDAŞ Müessese Müdürlüğü aleyhine 28.7.1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.1.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi TEDAŞ Müessese Müdürlüğü vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, elektrik tellerindeki akıma kapılarak yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Ömer Berktaş küçük çocuğu Abdülvahap Berktaş'a velayeten açtığı davada, evlerinin balkonunda oynayan çocuğu Abdülvahap'ın davalı Tedaş'ın teknik şartname kurallarına uymadan tesis ettiği yüksek gerilim teline dokunmak suretiyle yaralandığını belirterek ilk davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Sonradan 16.1.2003 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemini miktar yönünden ıslah ederek ek maddi tazminat ve faiz isteminin hüküm altına alınmasını istemiş, mahkemece ilk dava ve ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminatın tamamına manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Alacaklı, alacağının tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla, alacağının önce bir bölümünü, sonra kalan bölümünü talep edebilir. Davacı, 28.7.1999 tarihli dilekçe ile açtığı ilk davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından ve somut olayda gelişen bir durumun varlığı iddia ve ispat edilmediğinden, sonradan verilen tazminata ilişkin kısmi ıslah dilekçesi ile talep edilen miktarlara hükmedilemez. Bu yön gözetilmeden maddi tazminat isteminin tümünün kabulü ile hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.06.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Olay 7.3.1999 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı henüz işgücü kaybını tam olarak öğrenmeden 28.7.1999 tarihli dava dilekçesinde 43.000.000.000 TL tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir. Davacının devamı aşamasında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 19.1.2000 günlü raporunda davacının %100 işgücünü kaybettiği belirlenmiştir. Bunun üzerine bu rapora göre davacının zararının belirlenmesi için dosya bilirkişiye gönderilmiştir. Davacının zararının 84.519.034.591 TL olduğu 13.11.2002 günlü raporla belirlenmiştir. Bunun üzerine davacı 16.1.2003 tarihli dilekçe ile istemlerini ıslah ettiğini faiz ve fazla olan 41.519.034.591 TL'nın da hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece istem kabul edilmiş, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire çoğunluğunca karar bozulmuştur. Yukarıda açıklanan olaydan da anlaşılacağı üzere davacının ilk dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmamasının sonuca etkili olabilmesi için zarar miktarının bilinmesi gerekir. Anılan tarihte zararın tam olarak bilinmesi düşünülmemelidir. Nitekim davacı dava dilekçesinde yaralanmadan söz etmiş ve tam malül kaldığını belirtmemiştir. Bu nedenle maluliyet durumu daha sonra belirlenmiş ve tam zarar 13.11.2002 günlü raporla kesinlik kazanmıştır. Bunun içindir ki, bilinmeyen bir zarar için saklı tutulmasının belirtilmemesi sonuca etkili olmamalıdır.
Bu bakımdan yerel mahkeme kararı doğru olduğundan bozma ilamında yer alan gerekçelere katılamıyoruz. Kararın onanması gerektiği düşüncesindeyiz. 24.06.2003 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy