(2918 S. K. m. 3, 106) (3065 S. K. m. 20, 21) (2709 S. K. m. 73)
Dava: Davacı Osman vekili Avukat tarafından, davalılar Karayolları Genel Müdürlüğü ve TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine 11/11/2002 gününde verilen dilekçe ile hemzemin geçitteki yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 26/3/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğüne yönelen ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu yöne ilişkin kısmı onanmalıdır.
2-Davacının, davalı TCDD Genel Müdürlüğüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, hemzemin geçitteki trafik kazası nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizilk kararı verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgilere göre davaya konu zararı doğuran eylemin demir yolunun, karayolu ile kesiştiği hemzemin geçit ( Demiryolu geçidi ) olarak isimlendirilen noktada meydana geldiği tartışmasızdır. 2918 sayılı yasanın 106. maddesinde bu yasanın uygulanmasını gerektiren uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümleneceği kuralı getirilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinde yasanın uygulanmasında göz önünde tutulacak tanımlar içerisinde "Demiryolu geçidi" ( hemzemin geçit ) tanımı da verilmiş ve bunun karayolu ile demiryolunun kesiştiği bariyerli ve bariyersiz geçit olduğu ifade edilmiştir. Açıklanan bu yasal düzenleme karşısında, karayolu üzerinde meydana gelen eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olacağı yasanın düzenleniş biçiminden açıkça anlaşılmaktadır. Hemzemin geçit karayolu ile tren yolunun kesiştiği bir geçit olarak, o kesimin veya o noktanın Devlet Demir Yoluna ait olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, o noktada meydana gelen trafik kazasının karayolu dışında oluştuğu sonucunu da doğurmaz. Diğer taraftan Devlet Demir Yolunun işlettiği araç itibariyle üstün geçiş hakkı bulunması ve bu yüzden hemzemin geçitteki düzenlemenin onun tarafından yapılması gerekir ise de, bu husus uyuşmazlığı yargı yoluna ilişkin çözüm yerini belirlemede etkili değildir. Diğer bir anlatımla kamu hizmeti yapan kurumun hizmet kusurundan doğan her uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi sonucu doğmaz. Kamu kurumuna ait bir aracı kullanan kamu görevlisinin eylemi idari bir nitelik taşıyıp hizmet kusuru oluşturabilir. Ancak, bu tür uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümleneceği konusunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 106. maddesinde açık düzenleme bulunmaktadır. Bu bakımdan davalı Devlet Demir Yolları hakkındaki davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde adı geçen davalı hakkında da görevsizlik kararı verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; "bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir". denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, "belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen "vergi, resim harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle gözönünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde vardığı sonuç usul ve yasaya aykırı olup karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 2 ) ve ( 3 ) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının diğer temyiz itirazlarının ise ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenle reddi ile davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki hükmün ONANMASINA; 20/10/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy