(1086 S. K. m. 465)
Dava: Davacı N. Es vekili Avukat G. Kılıç Özalp tarafından, davalı C. Taşdöken aleyhine 28.12.1999 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.4.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.7.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil C. Taşdöken ve vekili Avukat İç Uslu ile karşı taraftan davacı asil N. Es ve vekili Avukat G. Kılıç Özalp geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Önceki bozma ilamında davacının zararının hesaplanma yöntemi açıklanmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda: tedbirin uygulandığı tarihte taşınmazın değerinin 19.000.000.000 lira olduğu aynı tarihte davacının banka borcunun 11.167.258.825 lira olduğu, davacının tedbir olmasa idi taşınmazım satarak banka borcunu kapatması durumunda 7.832.741.175 lira parasının artacağı belirlenmiştir. Mahkemece, tedbir kalktıktan sonra taşınmazın satışı 32.000.000.000 liraya tarihinde olan borcunun 34.383.989.922 lira olduğu kabul edilmişse de, davacının borcunu kapatmak için bankaya bu miktarı değil 2.7.1999 ve 15.7.1999 tarihli banka yazılarından da anlaşıldığı üzere banka ile mutabakata vararak 24.000.000.000 lira ödemek suretiyle borcu kapanığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla 24.000.000.000 lira esas alınarak davacının zarar miktarının hesaplanması gerekirken mahkemece 34.383.989.922 liranın esas alınması doğru görülmemiştir. Öte yandan yukarda belirtilen 7.832.741.175 liranın güncelleştirme ve uyarlama yolu ile taşınmazın satıldığı tarihe taşınması yönünde bir yönteme bozma kararında değinilmediği halde bozma kararına aykırı olarak bu şekilde hesaplama yapılması da doğru görülmemiştir.
Bozma kararında gösterilen yöntem gereğince davacı zararı şu şekilde hesaplanmalıdır. Davacı tedbir kararının uygulandığı tarihte taşınmazım 19.000.000.000 liraya satabileceğine ve banka borcunu ödemesinden sonra elinde 7.832.741.175 lira kalacağına göre, "tedbir kalktıktan sonra 32.000.000.000 liraya taşınmazım sattığından bu rakamların orantılanması sonucu elinde kalacak rakamın (32.000.000.000 x 7.832.741.175)/19.000.000.000 = 13.191.983.158 - lira olacağı diğer bir anlatımla 32.000.000.000 lira bedelden banka borcu kapatıldığında elinde 13.191.983.158 lira kalması gerektiği halde 32.000.000.000 - 24.000.000.000 = 8.000.000.000 lira kaldığı gözetilerek ikisinin farkı olan 13.191.983.158 - 8.000.000.000 = 5.191.983.158 liranın davacının haksız tedbir nedeniyle uğradığı zararı olarak kabulü ile 5.191.983.158 lira üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yukarda açıklanan biçimde hesap yönteminde ve banka borcunu kapatma miktarında yanılgı sonucu daha fazla miktar ile davalının sorumluluğuna karar yerilmesi yeniden bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı yararına tarifede belirtilenden daha fazla miktarda hesaplama yapılmak suretiyle avukatlık ücreti takdir edilmesi de benimseme biçimi açısından ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 8.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy