(1086 S. K. m. 432) (818 S. K. m. 42)
Dava: Davacı SSK Genel Müdürlüğü vekili tarafından, davalı Sinan aleyhine 29.4.1999 gününde verilen dilekçe ile davalının zimmetindeki ilaçların eksikliği nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne ilişkin 19.4.2002 tarihli kararın davalı tarafından temyizinin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen 19.4.2002 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 30.9.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Mahkeme kararının davalıya 7.2.2002 tarihinde tebliği üzerine 21.2.2002 tarihinde vermiş olduğu temyiz dilekçesinin, HUMK. nun 432. maddesinde gösterilen 15 günlük süre içinde olduğu anlaşıldığından, temyizin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin 19.4.2002 tarihli yerel mahkeme kararı kaldırılarak, süresinde verilmiş temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi.
Dava, davalının sorumluluğunda yapılan ilaç alımları ve kullanımlarındaki usulsüzlüklerden kaynaklanan zararın ödetilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın dayanağını oluşturan soruşturma raporunda, SSK hastanesinde eczacı olarak görev yapan davalının ilaç alımı ve kullanımı ile ilgili kayıtları düzenli olarak tutmamış olması nedeniyle sağlıklı bir sayım yapılamadığı açıklanmış ve hastane yönetimince bir komisyon oluşturularak bu sayımın yapılmasından sonra eksiklik belirlenirse davalının bundan sorumlu tutulması istenmiştir. Dava dosyasında soruşturma raporunda istenilen yönde hazırlanmış bir belgeye rastlanmamıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu yönde bir bilgi yoktur. O halde öncelikle davalıdan istenen zarar kalemlerinin neler olduğu ve her bir zarar kalemine ilişkin miktarların ayrı ayrı gösterilmesi istenmeli, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Diğer taraftan davalının, ilk kez memurluk görevine atandığı yerde, yine ilk kez açılan eczanede hiçbir eğitim verilmeden görevlendirildiği ve çevredeki hastanelere giderek bilgi edinme girişimlerine olanak verilmediği yönündeki savunması üzerinde de durularak bu durumun davacı yönünden bölüşük kusur oluşturup oluşturmayacağı da gözetilmelidir. Tüm bu işlemlerin sonucunda zararın kapsamı tam olarak belirlenemeyecek olsa dahi BK.nun 42. maddesinin hakime tanıdığı takdir hakkı da kullanılmak suretiyle varılacak uygun sonuç uyarınca karar verilmelidir.
Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy