(1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı H. K. vekili Avukat E. O. tarafından, davalı Hazine aleyhine 17.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın konusu kalmadığından reddine dair verilen 7.7.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tapu idaresinde 1972 yılında bir pay satışı sırasında payda yanlışlık yapılması sonucu sonradan bu taşınmazdan pay satın alan davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, 28.5.2000 yılında dava konusu taşınmazdan pay satın almış ve adına tapuya tescil edilmiştir. Ancak daha sonra yapılan imar parselasyon işlemleri sırasında davacının satın aldığı bu pay zeminde bulunamadığından imar planında düzenleme dışı bırakılmış ve davacıya yer verilmemiştir. Davacı bunun üzerine imar parselasyon planının iptali için idari dava açmıştır. İdare mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; parselasyon işlemlerine esas alınan tapu kayıtlarının incelenmesinden; bir kısım satış işlemlerinin ve düzenlenen tapuların hatalı işlemlere dayalı olduğunun anlaşılması nedeniyle davacıya yapılan satış işleminin de bu çerçevede mükerrer satış niteliğinde görülmesi üzerine davacıya parselasyon planında yer verilmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtilerek dava reddedilmiştir. Davacı eldeki bu davada tapu sicilinin hatalı tutulmasından dolayı eline geçmeyen bu taşınmazın değerinin ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece, dava açıldıktan sonra belediye tarafından yeniden yapılan imar düzenlemesi ile davacıya ait hissenin değişik parsellerden tamamlanarak davacıya yer verildiği gerekçesi ile davanın konusu kalmadığından reddine karar verilmiştir.
Dosya içinde mevcut tüm evrak, belge ve bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu taşınmazda 1972 yılından sonra yapılan satışlarda tapu idaresince pay durumlarının yanlış hesaplanarak hisse intikallerinin yapıldığı, 2000 yılında bu taşınmazdan pay satın alan davacının payının da bu nedenle yanlış olduğu, tapuda yapılan işleme göre davacıya bu taşınmazdan 2761 metre kare yer isabet ettiği ancak daha önce yapılan hisse satışları sırasında payların yanlış hesaplanması nedeniyle bu miktar taşınmazın zeminde bulunamadığı, imar uygulamasında bu nedenle davacıya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Ancak yargılamanın devamı sırasında bu taşınmaz, ıslah imar planı kapsamında yeniden düzenlemeye alınarak, hisse hataları belediye tarafından alınan düzenleme ortaklık paylarından karşılanmak suretiyle tapuda davacı adına kayıtlı olan 2761 metre karelik yerden düzenleme ortaklık payı düşülerek belirlenen 1954 metre karelik yer de, dokuz adet değişik parselden alınan küçük miktarlardaki hisselerle tamamlanarak davacıya yer verilmiş ve bu düzenleme tapuya tescil edilmiştir.
Davacı temyiz dilekçesinde; davasını açtıktan sonra belediye tarafından yapılan yeni düzenleme ile çok sayıda değişik parsellerden küçük miktarlarda alınan hisselerle tamamlanarak kendisine verilen yerin değerinin, davacının sadece bir parselden satın aldığı 2761 metrekarelik taşınmazın değerinin çok altında kaldığını, böylece zararının tam olarak karşılanmadığını, belediye tarafından yapılan bu işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açtığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Şu durumda davacının temyiz dilekçesinde açtığını ileri sürdüğü idari davanın sonucunda verilecek karar, eldeki bu davanın sonucuna etkili olacağı anlaşıldığından mahkemece bekletici mesele yapılarak bu idari davanın neticesinde verilecek kararın da değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması gereklidir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 12.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy