(4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı R. Tayyip Erdoğan vekili Avukat Fatih Ş. tarafından, davalı Haluk K. aleyhine 25.3.2004 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.9.2004 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalının 5/3/2004 tarihinde TBMM'de düzenlediği basın toplantısında dayatıcı, din bezirganı, sahte lark, birilerinin maşası ve birileri tarafından ipinde oynatılan sözleriyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, muhalefet partisi adına davacının başkanlığındaki hükümetin politikalarının eleştirildiğini, kişilik haklarına saldırı söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemece yazılı ve görsel basında yer alan davalının basın açıklamasında eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu basın açıklaması Muhalefet Partisi Grup Başkanvekili olan davalı tarafından yapılmıştır. Anılan açıklama bütün olarak incelendiğinde davacının siyasi geçmişinden bugüne savunduğu siyasi anlayışın ve kullandığı siyasi üslubun eleştirildiği görülmektedir. Basın açıklaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde açıklama öncesi ülke gündeminde uzun süre yer alan olaylar örneklerle açıklanmış ve davacının olaylar karşısında gösterdiği tavır, kullandığı ifadeler ve siyasi anlayışı eleştirilmiştir. Başbakan olan davacının ve ana muhalefet partisi grup başkanvekili olan davalının siyasi kimlik ve konumları gözetildiğinde ağır dahi olsa yapılan eleştirilerin hoşgörü ile karşılanması gerekir. Kişinin üstlendiği görev ne kadar önemliyse hakkında yapılan eleştirilerinde o kadar yoğun ve gerektiğinde sert olabileceğinin kabulü gerekir. Dava konusu basın açıklaması açıklanan hususlar açısından değerlendirildiğinde öz ve biçim dengesinin varlığını kabul etmek gerekir. Yerel mahkemece davanın reddedilmesi gerekirken kabulü yönünde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy