4. Hukuk Dairesi 2004/16722 E., 2005/13086 K.
BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI NEDENİYLE TAZMİNAT 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 41 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 42 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 43 ]"İçtihat Metni"
Davacı Orhan vekili tarafından, davalı ihsan aleyhine 01.05.2002 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.09.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ve dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, görsel yayında davalı tarafından söylenen sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu iddiasıyla manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belge ve anlatımlardan; davacının işadamı olduğu ve siyasetle de uğraştığı, davacı ile bağlantılı bir limited şirketin belediyeden ihale ile aldığı işin yarım kaldığı, kesin hesap sonucunda imalat hesabının fazla yapılması nedeniyle yüklenici firmaya fazla ödeme yapıldığı belirlenerek bu fazla ödemelerin belediyeye yüklenici tarafından iade edildiği, bu aşamada belediye başkanı olan davalının iki yerel televizyonda yaptığı dava konusu konuşmalarda belirtilen olguları anlatarak olayı yolsuzluk olarak nitelediği anlaşılmaktadır.
Davacı, davalının televizyon konuşmasında hırsızlıkla suçlandığını ve utanmadan milletin yüzüne baktığının söylendiğini belirterek tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise, ihale sonucu yapılan işlerle ilgili olayları kamuoyuna açıkladığını savunmuştur.
Dosya içeriği, iddia, savunma ve kanıtlar irdelendiğinde; her ne kadar ihalede bir usulsüzlük yoksa da yüklenici firmaya yapılan ödemelerde fazlalık bulunduğu ve geri alındığı, bu olayın iki hafta sonrasında dava konusu konuşmanın yapıldığı, konuşmanın bütünü gözetildiğinde yüklenici firmanın eleştirildiği, siyasetçi olan ve o firmayla bağlantılı bulunan davacının da eleştirilebileceği, eleştirinin sert olabileceği, bazı konuşmaların davacıya değil yükleniciye yönelik bulunduğu, konuşma sırasında kullanılan sözcüklerin konu ile uygun bağlantısı bulunduğu ve hukuk sınırları içinde kalındığı sonucuna varılmıştır. Şu durum karşısında davacının kişilik hakkına saldırı bulunmadığı kabul edilerek davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece delillerin takdirinde yanılgı sonucu davalının sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.