(2330 S. K. m. 1, 2, 3)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Dilek Yolyapan tarafından, davalı A. B. ve diğerleri aleyhine 21.9.2001 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı A. B. yönünden husumetten reddine, dahili davalı D. B. yönünden davanın reddine, davalı A. B. yönünden fulüne dair verilen 30.9.2004 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı A. B. taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının öteki temyiz itirazına gelince;
Dava, 2330 sayılı yasa gereği ödenen tazminat ve tedavi giderinin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davalı A. B. yönünden davanın husumetten reddine, davalı D. B. yönünden davanın reddine, davalı A. B. yönünden kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davacı ve davalı A. B. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmadan önceki kararda davalı A. B. hakkındaki dava husumetten reddedilmiş ve bu yönden karar bozulmamış ise de; davalı baba S. B.nün davadan önce öldüğü, dosyaya bozmadan sonra yansımıştır. Şu durumda boşanma kararı da gözetilerek velayetin anne A. B.ye bırakılıp bırakılmadığı araştırılarak velayet veya aile başkanlığı ona bırakılmışsa davalı A. B.nün de sorumluluğuna karar verilmelidir. Önceki kararın A. B. Yönünden bozulmamış olması maddi hatadan kaynaklanmakta olup usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Yerel mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı idare davalının karıştığı olayda yaralanan başkomisere 2330 sayılı yasa gereğince ödediği tazminatın rücuan tahsilini talep etmektedir. Dava konusu bu kalem tazminat miktarının belirlendiği İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 19.2.2001 tarihli kararında, karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 maaş katı tutarının işgücüne engel bulunan her gün için %1 oranında hesaplanarak ödeme yapıldığı görülmektedir. Oysa zarar haksız eylemin meydana geldiği 22.9.2000 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu bu tarihte başladığına göre tazminatın haksız eylem tarihindeki miktar üzerinden belirlenmesi gerekir. Bu nedenle olay tarihinden uzun bir süre sonra alınmış karar tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatın rücuan tahsiline karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
4- Davalı S. B.nün dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece bu durum anlaşıldıktan sonra mirasçısı D. B.nün davaya dahil ettirilmesi ve daha sonra da hüküm bölümünde, D. B. yönünden, davadan önce ölen babasından dolayı dahili dava suretiyle hakkında hüküm kurulamayacağından onun hakkındaki davanın reddine karar verilmesi usul yönünden doğru değildir. Mahkemece davalı S. B.nün dava açılmadan önce ölmesi nedeniyle S. B. yönünden dava dilekçesinin reddine biçiminde hüküm kurulması gerekirdi. Bu yanlışlık da kabul biçimi açısından doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına (3) nolu bentte davalı yararına BOZULMASINA, tarafların öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı A. B.den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy