(818 S. K. m. 42) (1086 S. K. m. 417, 423) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı S. Polat vekili Avukat C. Özer tarafından, davalı S. Genel ve diğerleri aleyhine 16.6.2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylemden doğan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar N. Kaya ile H. Özdemir tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacı ile davalı S. Genel'in müşterek malik bulunduğu taşınmazlar üzerine davacının ekmiş olduğu mısırı, davalı S. Genel'in talimatı ile diğer davalıların traktör ile sürerek vermiş oldukları zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılardan N. Kaya ile H. Özdemir tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlarda davacı S. Polat 2/3 hisse sahibi olduğu halde taşınmazların tamamını ekmiştir. Mahkemece zarar hesabı yapılırken tarlaların tamamı dikkate alınmıştır. Oysa davacının ancak hissesi kadar yer ekebileceği gözetilerek zarar hesabının buna göre yapılması gerekir.
Ayrıca Ziraat Bilirkişisi K. Atıcı'nın 18.07.2003 tarihli raporunda davacının ikinci ekim yapmasının mümkün olduğunu açıkladığı halde mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Davacının ikinci bir ekim yapmasının mümkün olup olmadığı araştırılıp, mümkün olduğunun anlaşılması halinde zararın denkleştirilmesi yoluna gidilerek, belirlenecek sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bu yön üzerinde de durulmadan karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK) Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK. nun 417/1 ve 423/b.6 m.)
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. Maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari ücret Tarifesi'nde yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve bu bağlamda vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 ve 3 sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy