(657 S. K. m. 13) (1086 S. K. m. 10, 428/b) (2560 S. K. Ek. m. 5) (6762 S. K. m. 12, 13) (YHGK. 21.09.1983 T. 1980/11-2721 E. 1983/823 K.)
Dava: Davacı Naci E. ve diğerleri vekili Avukat Ali A. tarafından, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ve diğerleri aleyhine 13.11.2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeni ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı İSKİ yönünden davaya idari yargıda bakılması gerektiğinden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 3.6.2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının davalı İSKİ Genel Müdürlüğüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacıların desteğinin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölümü nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalılardan İski Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden yargı yolu bakımından, diğer gerçek kişiler hakkındaki davanın ise husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar desteklerinin hurda toplayarak geçimlerini sağladığını, olay günü davalı İSKİ Genel Müdürlüğü'ne ait taşınmaz üzerindeki eski fabrika enkazının kaldırılması sırasında hurda demirleri toplamak için bir beton parçasının arkasında oturmakta olan desteğin davalılardan Mustafa E.'un kullandığı kepçenin darbesi ile taş ve kepçe arasına sıkışarak öldüğünü belirterek maddi ve manevi zararlarının tazmini isteminde bulunmuşlardır.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü, bir kamu kurumudur ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlıdır. Diğer yandan, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un Ek 5. maddesi gereğince, bu kanun hükümlerinin göz önünde tutulması gerekir.
2560 sayılı Kanun'da Kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri aracılığı ile denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği, belirtilmiştir.
Yasanın açık düzenlemesinden, davalı kamu kurumunun, kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları gereğince yapacağı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, TTK.m.18'de kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş; Yasa m. 12/11'de ise su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, davalının 2560 sayılı Yasa kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı benimsenmelidir. Davalının haksız eylem niteliğindeki tutumundan kaynaklanan uyuşmazlığın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Bu yönde, yargısal uygulamalar yerleşiktir. (HGK.'nun, 21.9.1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29.11.1995 gün ve 1995/11-647;1995/1043 sayılı kararları.). Mahkemece, işin esasının incelenmesi gerekirken yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. (HUMK.m.428/b.4).
Davalılardan İski Genel Müdürlüğü Özel Hukuk hükümlerine tabi bulunduğundan bu davalıya yönelik davanın görev yönünden reddi bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının, diğer davalılar Saniye Ş., Hasan M. ve Mustafa E.' a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar, güvenlik tedbiri almayan, yetkili ve sorumlu teknik eleman görevlendirmeyen, enkaz kaldırma çalışmalarına nezaret eden havza sorumlu şefi Saniye Ş. ile başoperatör Hasan M.'nin ve iş makinasını kullanan Mustafa E.'un da İski ile birlikte sorumlu tutulmalarını istemişlerdir. Mahkemece, bu davalılar yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayanılarak açılan davalar, Anayasa'nın 129/5. fıkrasının kapsamı içinde düşünülemez. Anılan maddede ve 657 sayılı Personel Yasasının 13. maddesinde, kamu görevlisinin yasal çerçeve içinde kalmak koşulu ile, yetkisini kullanma durumunda üçüncü kişilere verilen zararlardan dolayı öncelikle idare aleyhine dava açılabileceği öngörülmüştür. Somut olayda davacılar, davalı gerçek kişilerin kişisel kusuruna dayanmışlardır. Dava konusu edilen eylemden dolayı davacıların uğradığı zararın davalıların kişisel kusuru sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek ve varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, adı geçen davalılar yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 25.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy