(1086 S. K. m. 38)
Dava: Davacı Hatice Ş. vekili Avukat Ahmet H. tarafından, davalı İbrahim Y. aleyhine 9.2.2001 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.6.2004 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 4.10.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Hasan A. geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalı tarafından dava dışı eşi Yüksel Mehmet Ş. hakkında icra takibi yapıldığını; davalının icra memuru olmadan ortak konuta gelerek davaya konu mibzeri zorla aldığını ve daha sonra da haciz uygulandığını; mibzerin eşi dava dışı borçlu Yüksel Mehmet Ş.'e değil kendisine ait bulunduğunu ileri sürerek, mibzerden yararlanamadığı nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı, davacının şikayeti üzerine İmamoğlu Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2000/23-122 sayılı dosyasında kendiliğinden hak alma suçundan yargılanmış ve şikayetten vazgeçme nedeniyle ceza davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu dosyada dinlenilen tanıklar Bünyamin G., Alper E. ve Ali Ş. ortak anlatımlarında: Dava dışı borçlu Yüksel Mehmet Ş.'in davalı alacaklıya borcu karşılığında davaya konu mibzeri vermeyi önerdiğini, davalının da kabul ederek mibzeri alıp götürdüğünü belirtmişlerdir. Davalı alacaklı tarafından bu biçimde alınan mibzer üzerinde daha sonra alacaklının istemi üzerine de haciz uygulaması yapılmıştır. Davacı, haciz sonrasında istihkak savında bulunmamış ve takip de davalı alacaklı ile dava dışı borçlunun anlaşması üzerine sona erdirilmiştir.
Somut olayın açıklanan bu gelişim biçiminden davaya konu mibzerin davacının eşine ait bulunduğu ve tanık anlatımlarında yer aldığı şekilde rızaen davalı alacaklıya borcuna karşılık olarak verildiği anlaşılmaktadır. Bu oluş ve kabul biçimi yaşam deneyimi kurallarına da uygun düşmektedir. Şu durumda, davacının mibzerin sahibi olmadığı ve eldeki dava bakımından da davacı sıfatının bulunmadığı benimsenmelidir. Mahkemece, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın reddi yerine istemin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy