(1086 S. K. m. 74, 87, 195)
Dava: Davacı F. D. vd. vekili Avukat F. Ç. tarafından, davalılar K. S. vd. aleyhine 30.11.2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.10.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan K. S. ve T. S. vekili tarafından istenilmekle tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karr: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince, davacının 23.11.1999 tarihli asıl dava dilekçesinde faiz isteği bulunmadığı halde, taleple bağlılık (HUMK. Md. 74) kuralına aykırı biçimde bu davadaki istekler içinde faize hükmedilmiş olması bozma nedenidir.
3- Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ilk davada uğradığı zararın bir bölümü hakkında istemde bulunmuş; daha sonra 9.1.2001 tarihinde açtığı 2001/58 esas sayılı dava ile ek maddi tazminat istemiş ve bu dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden eldeki dava ile birleştirilmiştir. Birleştirme kararından sonrada davalıya tebliğ edilmemiştir. Daha sonraki bilirkişi tarafından düzenlenen raporda zarar tutarı daha fazla belirlendiğinden sonradan verdiği ıslah dilekçesiyle istediği miktarı artırmış; ancak bu dilekçe davalıya tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek tüm talepler hakkında hüküm kurulmuştur. Bu şekilde hem birleşen davada, hem de ıslah dilekçesi ile istenilen yeni talebin davalıya tebliğ edilmediğinden davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 87. maddesinde yer alan "Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez." biçimindeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra eldeki davada davacı ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği istem dilekçesi ile asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istemin, ıslah dilekçesiyle talep sonucunun artırılması şeklinde olsa da, yeni bir dava niteliğinde bulunduğu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 195. ve izleyen maddelerinin uygulanması gerektiği benimsenmelidir. Bu durumda, ıslah dilekçesinin karşı yana tebliğinden itibaren esasa cevap süresinin işletilmesi, cevap süresi geçtikten sonra varılacak sonuca göre istem konusunda hüküm kurulması gerekir. Yerel mahkemece anılan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy