(1086 S. K. m. 427, 432, 433) (765 S. K. m. 102, 480, 482) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı Çiğdem Yücel vekili Avukat Seher Yalçınkaya tarafından, davalı Nazmi Tiryaki aleyhine 06.01.2006 tarihinde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11.06.2007 tarihli kararın Yargıtayca tetkiki davalı vekili ile davacı vekili taraflarından süresinde olduğu anlaşılan davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davalı HUMK. nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre davalının temyiz istemi reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zaman aşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı tarafından temyiz olunmuştur.
BK.nun 60/2. maddesi uyarınca, aynı zamanda suç niteliği taşıyan haksız eylem bakımından, ceza yasalarında öngörülen dava zaman aşımı süresi BK.nun 60/1. maddesinde düzenlenen sürelerden daha uzun ise; ceza davası zaman aşımı süresinin göz önünde tutulması gerekir. Madde hükmünün uygulanabilmesi için, ceza davası açılmış bulunması gerekmediği gibi; mahkumiyet kararı verilmiş olması da koşul değildir. Bu anlamda, cumhuriyet savcılığının koğuşturmaya yer olmadığına ait kararı dahi, bağlayıcı ve etken değildir. Ceza mahkemesince, suç öğelerinin oluşmadığı sebebiyle beraat kararı verilmesi hali dışında; eylemin suç oluşturup oluşturmadığının, hukuk yargıcı tarafından değerlendirilip saptanması gerekir.
Somut olayda, tarafların aynı işyerinde avukatlık yaptıkları ve daha sonra ayrıldıkları; davacının, müvekkilleri tarafından azledildiği ve buna davalının neden olduğu; davalı tarafından düzenlenen dava dilekçesinde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ileri sürülmüştür. Söz konusu dava dilekçesi incelendiğinde, kullanılan ifadeler itibariyle TCK. nun 480 ve 482. maddelerinde düzenlenen hakaret ve sövme suçlarının konusunu oluşturabileceği anlaşılmaktadır. Bu eylemlerin, TCK. nun 102/4. maddesinde öngörülen ceza davası zaman aşımı süresi ise 5 yıldır. Şu durumda, BK.nun 60/2. maddesi uyarınca uzamış ceza davası zaman aşımı süresi söz konusudur ve dava tarihi itibariyle süre dolmamıştır. Mahkemece, işin esasının çözümlenmesi gerekir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın, yukarda 2 no.lu bentte gösterilen sebeple davacı yararına BOZULMASINA; davalının temyiz isteminin 1 no.lu bentte açıklanan sebeple reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istem halinde geri verilmesine 28.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy