(2576 S. K. m. 6) (492 S. K. m. 30, 32) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı H. A. tarafından, davalı Zonguldak Valiliği ile Zonguldak Defterdarlığı aleyhine 20/10/2000 gününde dilekçe ile araç tescil kaydının iptali ve davaya dahil edilen adına tescilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 01/04/2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili ile davaya dahil edilen tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı adına kayıtlı aracı dava dışı N. O.'a noterde düzenlenen senet ile mülkiyeti muhafaza kaydıyla sattığını, adı geçenin kendi vergi borcundan dolayı açık artırmaya çıkartılan aracı dahili davalı S. Ö.'ın satın aldığını, S. Ö.'ın araç kaydını devralmadığından, sicildeki kayda göre araç ile ilgili vergilerin kendisi adına tahakkuk ettirildiğini belirterek trafik sicilinde kendisi adına oluşan araca ilişkin sicil kaydı ile vergi kaydının iptalini ve alıcı adına tescil edilmesini istemiş, yargılama sırasında verdiği dilekçeyle de S. Ö.'ın davaya dahil edilmesi istenmiştir.
Mahkemece, davacı adına oluşturulan trafik tescil ve vergi kaydının iptali ile S. Ö. adına tesciline karar verilmiştir.
Karar davalılar adına Hazine vekili ile davaya dahil edilmek istenen S. Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davacı, kendisi adına oluşturulan trafik sicilinin iptali ile bir başkası adına sicil oluşturulmasını istemektedir. Bu istek, idareyi bir işlem yapmaya yöneltmeyi amaçlamaktadır. Kural olarak adli yargı yerinde idareyi belirli yönde işlem yapmaya zorlayıcı karar verilemez. Davacının isteğinin kamu hukuku kuralları içerisinde gerekirse idari yargı yerinde çözüme ulaştırılması gerekir. Bu nedenlerle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esası hakkında kabul kararı verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-) 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 6/a maddesi ile, Genel Bütçeye, İl Özel İdarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzer mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaların Vergi Mahkemelerinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Davacının vergi yükümlülüğü kaydının iptaline ilişkin istemi ve anılan yasal düzenleme gözetilerek dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi ile idari yargının görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
3-) Yargılama aşamasında verilen dilekçe ile S. Ö.'a da husumet yöneltilmiş ise de, dahili dava dilekçesi olarak nitelendirilen dilekçe harçsızdır. Harçlar Yasası'nın 32. maddesi gereğince harç ödenmediği takdirde yargılamaya devam edilemeyeceği ve aynı Yasa'nın 30. maddesi gereğince de harç ödenmediği takdirde yargılamaya devam edilemeyeceği ve aynı Yasa'nın 30. maddesi gereğince de harç alınması gereken durumlarda, harcın alınması için bir sonraki oturuma kadar süre tanınması öngörülmüştür. Somut olayda mahkemece bu yöntem izlenmemiştir. Şu durumda, dahili dava edilen S. Ö.'a yönelik yöntemine uygun açılmış bir dava bulunmadığından onun aleyhine sonuç doğuracak biçimde karar verilmiş olması da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1 ve 2) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı idareler yararına (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle katılan S. Ö. yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve dahili davalıdan peşin alınan harcın istek haline geri verilmesine 24.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy