(4721 S. K. m. 25) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı B. P. vekili Avukat Mehmet Uçum tarafından, davalı M. M. aleyhine 16.11.2005 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.12.2006 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/03/2008 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Levent Günbattı ile karşı taraftan davacı vekili Avukat Selçuk Bağcı geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı gazeteci ve aynı zamanda Sabah Gazetesinin yazı işleri müdürüdür. Vatan gazetesinin 21/10/2005 tarihli sayısında Röportaj bandını önce MİTe götüren kadın gazeteci kim ? başlığıyla, aynı gazetenin 22/10/2005 tarihli sayısında içimizdeki ajanı bulmak için el ele ve 24/10/2005 tarihli sayısında Sağlarla görüşen Balçiçek Pamirmiş başlıklarıyla yayınlanan yazılarda gerçek dışı iddia ve ithamlarda bulunulduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Davalı ise, yazıların hukuka uygun, sorumlu gazetecilik anlayışı içerisinde kaleme alındığını; 03/10/2005 tarihli Tercüman gazetesinde Ş. T. tarafından MİTe kaset taşıyan gazeteci kim başlıklı köşe yazısı yayınlarınca basın dünyasında F. S.la görüşme kasetini MİTe veren gazetecinin kimliği konusunda tartışma başladığını ve F. S.la görüşüp 21/10/2005 tarihli yazıyı yazdığını; 22/10/2005 tarihli yazıda F. S.ın tarifine uygun medya gruplarının üst düzey görev yapan bayan gazetecilerin ismini yayınladığını; 23/10/2005 tarihli Sabah gazetesinde davacı tarafından zorunlu açıklama başlığıyla yayınlanan yazıda davacının MİT ile görüştüğünü kabul etmesi üzerine 24/10/2005 tarihli yazısında F. S.la görüşen B. P.miş başlıklı yazıyı yazdığını belirterek davacı açıklama yapmadan kendisine isnatta bulunulmadığını, gazetecilik meslek ilkelerinin, hak ve sorumluluklarının ortaya çıkarılması amacıyla kaleme alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu yazılarda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir.
Dosya kapsamı ve dava konusu yazılar birlikte değerlendirildiğinde; eski TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi F. S.la davacı bir röportaj yapmıştır. Bu röportaj kasetinin yayınlanmadan MİTe verildiği iddiası kamuoyunda konuşulmaya başlaması ve ilk olarak 03/10/2005 tarihli Tercüman gazetesinde MİTe kaset taşıyan gazeteci kim? başlığıyla Ş. T. tarafından yazılan köşe yazısında gündeme getirilmesi üzerine basın dünyasında bu konu tartışılmıştır. Davalı yazar da aynı konuyu değerlendirmek amacıyla konunun tarafı F. S.dan aldığı bilgilerle isim vermeden 21/10/2005 ve 22/10/2005 tarihli Röportaj bandını önce MİTe götüren gazeteci kim? ve içimizdeki ajanı bulmak için el ele başlıklı yazılar yazdığı; yazılarda röportaj bandının MİTe götürülmesi hususu ve bunu bir gazetecinin meslek ilkeleri gereği yapmaması gerektiği üzerinde durulmuş, davacı açıkça suçlanmamıştır. Bu yazılar üzerine ve kamuoyu baskısı nedeniyle davacının 23/10/2005 tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan açıklamasından sonra yazıyı kaleme almıştır.
Yayında F. S.la röportaj kasetinin yayından önce MİTe verildiğine dair F. S.ın iddiasının gazetecilik mesleği açısından büyük bir yara doğurduğunu, F. S.ın önce isim belirtmediğinden daha önceki yazıları sorgulamak amacıyla yazdığını, ancak davacının açıklaması üzerine de MİTle görüşmesi olayını büyük bir gazetenin yazı işleri müdürü olan davacıya yakıştıramadığını belirtmiş eleştiride bulunmuştur. F. S.ın 24/10/2005 tarihli açıklamasında ise MİT müsteşarının kendisine görüşme talebinin gazeteciden geldiğini söylediğini belirtmiştir.
Açıklanan olay gelişimi ve yazılar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu yazılarda belirtilen hususlar görünür gerçeğe uygun olup, yapılan yorumlarda eleştiri sınırları içerisinde olup düşünce açıklaması niteliğindedir. Bu haliyle kişilik haklarına saldırıdan söz edilemez. Şu durumda davanın tümden reddi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazları ile davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 550.00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine 11.03.2008 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy