(1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 43, 44)
Davacı T. adına İstanbul Muhakemat Müdürlüğü vekili tarafından, davalı Naif vd. aleyhine 28.07.2005 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28.07.2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davacı idare tarafından kendisine ait ambarda iken kaybolan bir kısım sigortalı deri eşyanın bedelinin sigorta şirketine ödenmesi nedeniyle, bu tazminatın ambar sorumlusu memurlardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davalılar, havayolu yer hizmetleri taşıma şirketlerinden H. ve Ç. taşıma şirketlerinin elemanlarının da ambarda kontrolsüz şekilde giriş çıkış ve taşıma işleri yaptıklarını, ambarın şartlarının kendilerinin kontrol sağlamasına imkan vermediğini bu nedenle buna müsaade eden idarenin sorumlu olduğunu, esasında bu durumu 27.03.2003 tarihli yazı ile duyuru yapan idarenin de kabullendiğini, söz konusu deri eşyanın kaybolduğuna ilişkin olarak 5 gün sonraki bir tarihte tutanak düzenlendiğini, kendilerinin bu eşyayı 24 saat koruma imkanı ve görevlerinin olmadığını diğer memurlar ve tüm güvenlik görevlilerinin de sorumluluğu bulunduğunu ayrıca davalı Mehmet'in olay sırasında aday memur olduğunu bu nedenle sorumlu tutulamayacağını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece davalıların eylemi ile eşyaların kaybolması olayı arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı idare ise iki davalının da sorumlu olmaları gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ambarda özenli çalışma sisteminin kurulmamış olduğu, dosyada bulunan 09.09.1998 tarihli kontrolör raporu ve diğer yazışma suretleri ile de belirlendiğinden oluşan zarardan davalıların sorumluluğunun ispatlanamadığı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
HUMK'un 275. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle, bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur.
Dosya kapsamına göre, davalılar görevlerini ihmal ederek söz konusu deri eşyanın kaybolmasına neden olmuşlardır. BK 43-44. maddeleri gereği olayın gerçekleşmesindeki kusur oranları, davalıların görev yaptıkları yer, zaman dilimi ve çalışma koşulları gibi kaybolma olayının oluşumuna etki eden tüm etkenler göz önünde bulundurularak belirlenmesi, gerekirse bu oranlarda indirim uygulanması gerekir. Ayrıca rücu da teselsül olmayacağı hususu da gözönünde bulundurularak davalılara yönelik rücunun kapsamı, kusur oranlarının açıkça tespiti şeklinde bir belirleme ile hüküm altına alınması gerekmektedir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 22.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy