(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı M.Ü. tarafından, davalı Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ve diğerleri aleyhine 30.05.2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapıları yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.03.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava dilekçesinde, avukat olan davacıya müvekkili tarafından yurt dışından havale suretiyle para gönderildiği, resmi belge niteliğindeki avukat kimliğinin ibraz edilmesine rağmen ödemede bulunulmadığı ve bu şekilde avukatlık sıfatının tartışmalı hale getirildiği, bankanın tutumunun keyfi bir nitelik taşıdığı ve suç oluşturduğu ileri sürülmek suretiyle manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca toplam tutan iki milyar ve üzerinde bulunan işlemler bakımından nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport ibrazının zorunlu tutulduğu; davalı bankanın iç talimatlarında ise, iki milyar liranın altındaki işlemlerde de anılan belgelerin sunulmasının zorunlu kılındığı, bu haliyle uygulamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kısmen kabul karart verilmiştir.
Gerek dava dilekçesinde ve gerekse de mahkemenin gerekçesinde; avukatlık kimliğinin ödeme için yeterli belge olarak kabul edilmemesi, manevi tazminat isteminin dayanağı olarak gösterilmiştir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri, öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak, için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.
TMK'nun 24. ve BK'nun 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarındandır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kasise! vatlıklar, bedensel ve ruhsal tandık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan yada kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklardır.
Davaya konu olayda, bankacılık işlemlerinin güvenli bir şekilde yapılmasının amaçlanmasına, davalıların eyleminin kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte bulunmamasına göre manevi tazminat isteğinin reddedilmesi gerekir.
Andan yönler gözetilmeksizin mahkemece davalı tarafın manevi tazminatla sorumlu tutulmuş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz ulunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalı banka yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 17.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ NEDENİYLE YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
AKHİSAR
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2006-174
KARAR NO: 2007/80
TARİH: 20.03.2007
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının mahkememizde yapılan açık. yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı 10.05.2006 tarihli dava dilekçesi ile; Akhisar'da serbest avukatlık yaptığını bir dava nedeniyle müvekkili tarafından Almanya'dan gönderilen 150 EURO havaleyi almak üzere davalı bankaya gittiğini, 1136 Sayılı Avukatlık yasasına göre verilen avukatlık hüviyetinin kabul edilmeyerek ödeme yapılmadığını, tarafına yapılan eylemin hukuka aykırı ve haksız bir eylem olduğunu resmi kimlik niteliğinde düzenlenmiş olduğunu, kanunun emredici hükmünün banka genel müdürlüğünün genelgesi ile kamu görevi yapan personelin keşli değerlendirmesi nedeni ile maddi ve manevi zarar gördüğünü, banka içerisinde avukatlık kişiliğinin tanışılır hale konukluğumu davalı bankanın diğer davalıları adeta suç işlemeye teşvik ettiğini ve BK. gereğince sorumlu olduğunu havaleyi 25 gün sona ödediklerini,banka dışındaki davalılar hakkında Akhisar Sulh Ceza Mahkemesine görevi ihmal, suçundan dava açıldığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemlerinden dolayı 5,00 YTL maddi, 20.000,00 YTL manevi olmak üzere 20.005,00 YTL tazminatın yasal faizi ile birlikle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettirmiştir.
Davalılar vekili 21.06.2006 tarihli cevap dilekçesi ile davanın hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olarak açıldığını, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun Uygulanmasına Yönelik Yönetmeliğin değişik 6. maddesini değiştiren yönetmeliğin 2. maddesi gereğince geçerli olarak kimlik belgelerinin nüfus hüviyet cüzdanı aslı, sürücü belgesi aslı, pasaport aslı veya bunların, noterden tasdikli suretleri olarak belirlendiğini, avukat kimliklerinin Yönetmeliğin 6. maddesinde belirlenen kimlikler arasında sayılmadığından kimlik tespitinde kullanılacak belgelerin kapsamının genişletilmesi düşünülmediğinden, söz konusu belgenin kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilemeyeceğini, daha sonra havale tutarı göz önüne alınarak davacının şubeye davet edilmesi suretiyle havale bedelinin kendisine ödendiğini, yasa ve banka mevzuatına uygun olarak hareket edildiğini, davalı banka ve personelin keyfi davrandıkları yönündeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun sübjektif yoruma dayanılarak davanın açıldığını, havalenin geç ödenmesinde davacının herhangi bir zararı bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Akhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/1038 Esas sayılı dosyasının tasdikli sureti celbedilmiş, tarafların sosyal ekonomik durumları araştırılmış, dava tarihi itibariyle 150.00 EURO'nun YTL karşılığı tespit edilmiştir.
Akhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/1038 E. sayılı dosyanın incelenmesinde; davacının şikayeti üzerine davalı banka görevlileri hakkında görevi ihmal suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 2005/1038 E. 2006/689 K. sayılı ve 31.10.2006 tarihli ilamla sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatlerine karar verildiği, iş bu kararın müdahil vekili tarafından temyiz edildiği, henüz kesinleşmediği anlaşılmış olup hukuk mahkemesi, ancak ceza mahkemesinin verdiği karardaki kesinleşen maddi vakıalarla bağlı olduğundan mahkememizce ilgili dosya bekletici mesele yapılmamıştır.
Mahkememizce tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacıya müvekkili tarafından gönderilen 150,00 EURO'nun 01.06.2005 tarihinde davalı banka personeli tarafından davacıya avukatlık kimliği ile ödenmediği,ödenmeyen havale bedelinin daha sonra 15.07.2005 tarihinde havale bedelinin 150,00 EURO olması ve şahsın kimliği konusunun herhangi bir şüphe kalmaması nedeniyle davacının bankaya davet edilerek ödendiği, 150,00 EURO'nun YTL karşılığının 247,77 YTL olduğu anlaşılmıştır.
Dava BK. 41. maddesine dayanan maddi ve MK. 24 BK. 49. maddesine dayandığı manevi tazminat talebine ilişkin olup; davacı avukatlık kimliğinin davalı bankaca geçerli kimlik belgesi olarak kabul edilmemesinin haksız eylem teşkil ettiğini iddia etmiş, davalılar vekili için avukatlık kimlik kartının 4208 S. Yasanın uygulanmasına dair yönetmeliğin 2. maddesi uyarınca geçerli kimlik belgeler arasında yer almadığından yapılan işlemin doğru olduğunu savunmuştur.
4208 SY. nın Uygulanmasına Yönelik Yönetmeliğin 4. maddesi kimlik tespit zorunluluğuna ilişkin olup, bu madde uyarınca toplam tutarı iki milyar TL veya muadili dövizi aşan her türlü alım, satım, havale şeklindeki işlemlerde kimlik tespiti zorunluluğu getirilmemiş düzenlenmiş, 6. maddesi de kimlik tespiti usulüne ilişkin madde olup burada kimlik tespiti Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport şeklinde sayılmak suretiyle düzenlenmiştir. İşbu düzenlemenin, 1136 Sayılı Yasanın 9. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile Trabzon Barosu Başkanlığınca açılan iptal davasının Danıştay 8. Dairesinin 2005/1614 E. 2006/1140 K. sayılı ve 22.03.2006 tarihli ilam ile reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen düzenlemeye rağmen davalı Halk Bankası Genel Müdürlüğünce 11.03.2003 tarihli, 22.05.2006 tarihli seri mektuplar ve 10.04.2006 tarihli operasyon uygulama talimatı düzenlenerek nüfus hüviyet cüzdanı aslı, sürücü belgesi aslı, pasaport aslı veya noter tasdikli suretleri ile işlem yapılması hususunda personel uyarılmıştır. Banka bu şekilde düzenlediği seri mektuplar ve uygulama talimatnamesi ile 4208 S.Y. nın uygulanmasına da Yönetmeliğin 4. maddesine aykırı olarak 2 milyar TL'nin altındaki tüm işlemlerde de 6. maddede belirtilen kimlik belgelerini sunma zorunluluğu getirmiş olup, bu durumda davalı banka genel müdürlüğünün yönetmeliğe aykırı talimatname düzenlemekle hukuka aykırı işleme sebebiyet verdiği anlaşıldığından bu davalı yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin de hukuka aykırı işlemle mesleği avukatlık olan davacının MK.24 ve BK.49. maddesi anlamında kişisel ve mesleki onuru, saygınlığı ihlal edildiği kanaatine varıldığından davacının sosyal ekonomi durumu, paranın alım gücü, tazminatın verende fakirleştirme, alanda zenginleştirme yapmama etkisi göz önüne alınarak kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Diğer banka personeli davalılar ise, bankanın kendilerine gönderdiği seri mektuplar ve uygulama talimatnamesi doğrultusunda işlem yaptıklarından bu davalılar yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - Davanın davalı Behlül Vardar, Yelda Karatosun ve Tahir Aslan yönünden sübut bulmadığından REDDİNE,
2- Davanın Halk Bankası Genel Müdürlüğü yönünden KISMEN KABULÜNE,
5,00 YTL maddi tazminat ile 4.000,00 YTL manevi tazminatın davalı HALK BANKASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3- Davalı banka harçtan muaf olduğundan peşin alınan harcın davalı iadesine,
4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T, uyarınca 48 YTL nispi vekalet ücretinin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davalılar kendilerini ile temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. uyarınca 480,60 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6- Davacı tarafından yapılan 17,50 YTL yargılama giderinden kabul reddedilen miktar oranlarına göre hesaplanan 3,50 YTL yargılama giderinin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın üzerinde bırakılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20.03.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy