(4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Metin Maytalman vekili Avukat Mustafa Köseoğlu tarafından, davalı Ali Osman Kaya aleyhine 29/11/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 12/02/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemine ilişkin olup yerel mahkemece, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiş ve karar davacı tarafından temyiz olunmuştur.
İlçe jandarma komutan vekili olarak görev yapan davalının, aynı ilçe kaymakamı olan davacı hakkında İl Jandarma Komutanlığı'na yazdığı Rapor başlıklı yazıda davacının yapmış olduğu faaliyetler hakkında yapılan araştırmalar neticesinde
ilçe müftülüğü, dini ağırlıklı kişiler, kuran kursu hocaları ile yakınlaşma içine girdiğinin gözlendiği, müftülük ile beraber göreve başladıktan 1 ay sonra memurlar ve dini ağırlıklı kişilerin katılımı ile akşam kuran kursu düzenlediği kursa onay verdiği
müftü ve din ağırlıklı memur ve amirlerle yaptığı köy gezilerini Cuma günlerine denk getirip toplantı sonunda topluca namaz kıldıklarının gözlendiği
özellikle gençlerin toplandığı kamuya açık yerlere giderek hangi tür gazete aldıklarını, tek tip değil değişik gazete almalarını istediğinin vatandaşların beyanlarından anlaşıldığı
ADD açmak için başvuranlara neden böyle bir dernek açtıklarını sorduğunu, bu işin zor olacağı gibi tavır takındığının araştırmalar neticesi anlaşıldığı, dini amaçlı derneğin başvurusunda kolaylık sağlayıcı tavır içinde olduğu, denetlemelerinde yardımcı olmadığının gözlendiği
kız kuran kursu öğrencilerine müftülük ile birlikte tek tip manto ve türban alınarak giydirildiği, kaymakamlık fonundan yardımda bulunduğu
dini ağırlıklı kesimlere yanaştığından ve yaptığı faaliyetlerin bunu tescillediği gözlemlendiğinden davacının takip edilmesi gerektiği ve öğrencilik yaptığı okullar ile öğrencilik yıllarında dini kesime ait yurt ve kurumlara üye olup olmadığı, bulunduğu makam ve yetki itibariyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı değerlendirilebileceğinden davacının araştırılmasını
istediği anlaşılmaktadır.
İl Jandarma Komutanlığı tarafından Valiliğe iletilen bilgiler Valilik tarafından İçişleri Bakanlığı'na bildirilmiş ve İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği müfettişler tarafından yapılan soruşturmada davalının ileri sürdüğü iddiaları doğrulayacak bilgi, belge ve tanık ifadesine rastlanmadığı
dini ağırlıklı kişiler ile yakınlaşma içinde olmadığı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 78 sayılı Genelgesinin 38. maddesi gereğince açılan kuran kurslarının kursiyerlerin devamsızlığı yüzünden faaliyetine son verdiği
köylerde toplu namaz kılmadığı, müftülüğü ilgilendiren konularda müftünün köy gezilerine katıldığı, sadece cami sorunu nedeniyle müftünün bir köy gezisine katıldığı, gezilerin Cuma gününe denk getirilmediği
ADD açmak için davacıya başvuran Mehmet Er'in davacının yardımcı olduğunu söylediği
müftülükçe, davacının bilgisi dışında Diyanet İşleri Başkanlığının uygun gördüğü şekil ve renkte eşarp ve manto alındığı, başvurular üzerine erkek kuran kursundaki 20 öğrenciye davalının da imzası bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kararı gereğince bir defa yardım yapıldığı sonucuna varılarak davacı hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Yargılama sırasında bilgilerine başvurulan taraf tanıklarının anlatımlarından da davalının iddiasını doğrulayıcı yönde herhangi bir iz ve emareye rastlanılamamıştır.
Davalı tarafından ileri sürülen iddiaların varlığı yönünde şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değilse de şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Davalının İl Jandarma Komutanlığı'na gönderdiği Rapor başlıklı belgede yer alan iddiaların varlığı yönünde herhangi bir kanıt bulunmadığı gibi zayıf da olsa iz ve emare de olmayıp soyut iddialar düzeyinde kalmaktadır. O halde, asılsız şikayette bulunan davalının eyleminin hukuka aykırı olduğu benimsenerek, tarafların konumları da gözetilmek suretiyle davacı yararına bir miktar manevi tazminat takdir edilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.01.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 22.01.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy