(818 S. K. m. 41, 49, 53)
Dava: Davacı Akın Yılmaz vekili Avukat Mustafa Acar tarafından, davalı M. Salih Demir vd. aleyhine 22/12/2000gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/11/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Davacı, Yeni Adım adlı yerel gazetede 20/01/2000, 21/01/2000 ve 29/01/2001 tarihli yayınlarla kişilik haklarına saldırıldığını, yayımda Kanal D'nin Arena adlı programına atıf yapıldığını ancak bu programda isminin geçmediği, tarikatçı ve sapık tarikat üyesi olarak gösterildiğini, yayının dedikodulara dayalı olduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir.
Mahkemece, davacının tarikatla ilgisini belgeleyen delil bulunmadığı ve aynı yayınlar nedeniyle görülen ceza davasında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/01/2000 tarihli yayının davacıyı küçük düşürücü nitelikte olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.
Dosyadaki belgelerden 18/01/2000 tarihli Arena adlı programda bir tarikat dergahındaki gizli çekimlerle dergahta yaşanan uygunsuz davranışların görüntülenerek yayınlandığı; müritlerin kendi aralarındaki konuşmalarda Zonguldak Vali Yardımcısı iken Çadırkentte görevlendirilen valinin kayınbiraderi olduğunu söyleyen kişi tarafından, vali yardımcısının da tarikat ve dergahla ilgisinin dile getirildiği, anılan yayına dayalı olarak da davalılarca Zonguldak Vali Yardımcısı ile ilgili yayınlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Yayın şu hali ile görünürdeki gerçeğe uygun olup, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bozmasına konu olan yayın nedeniyle mahkumiyet kararı verilmemiş, ceza davası zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle B.K 53. maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayıcı bir ceza mahkemesi kararının varlığından söz edilemez. Tüm bu yönler birlikte değerlendirildiğinde yayınların kişilik haklarına saldırı niteliğinde yayınlar olmadığı gözetilerek davanın tümden reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy