(818 S. K. m. 49)
Dava ve Karar: Davacı Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı vekili Avukat Yunus Zop tarafından, davalı Doğan Gazetecilik A.Ş vd. aleyhine 05/02/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/03/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu yazıda, Terörü Görmezden Gelen Altyapı başlığı altında: Türkiye'de, özellikle 70'li yıllarda iç savaş boyutlarına ulaşmak üzere olan terör tek taraflı değildi. Yani, çoğu Batı ülkesinde 60'lı ve 70'li yıllarda yaşanan Marksist-Leninist terör örgütleri ile güvenlik güçleri arasında bir mücadele yoktu Türkiye'de. Bir de terörün öteki yüzü vardı, milliyetçi ve İslamcı yüzü.
Milliyetçi terörün başını Milliyetçi Hareket Partisi'ne bağlı olan ve bir dönem bugünün Büyük Birlik Partisi liderinin başkanlığını yaptığı Ülkü Ocakları çekiyordu. İslamcı terörde ise Akıncılar adlı bir grup vardı.
Fakat nedense, özellikle milliyetçi kanadın teröristleri her zaman terörist olarak nitelenmediler. Örneğin Türkiye İşçi Partili yedi genci elleriyle öldüren Ülkücü Haluk Kırcı, terör tanımına giren ceza kanunu maddeleriyle değil adi cinayet suçlusu olarak yargılandı ve hüküm giydi. (Kırcı, terör kapsamındaki bir maddeden yargılanıp hüküm giymiş olsaydı bugün serbestti, adi cinayetten yargılandığı için hâlâ hapiste, o ayrı.) Kırcı bu konuda yalnız da değildi. Adli yetkililer, özellikle savcılar, çoğu Ülkücü teröristin yaptıklarını Devlete karşı kalkışma yani terör eylemi olarak sayma konusunda hayli utangaç davranıyorlardı.
Bu utangaçlığın arkasında Süleyman Demirel'in Bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz demecine yansıyan zihniyetin büyük rolü var. Bugün aynı zihniyeti, Tansu Çiller'in meşhur Devlet için kurşun atan, kurşun yiyen sözünde de görüyoruz... ifadelerine yer verilmiştir.
Dava konusu yazıda, davacı Vakfın yasa dışı bir örgüt olarak nitelendirildiği ve asılsız isnatlarda bulunulduğu nedeniyle tazminat isteminde bulunulmuştur.
Davalılar, yazının bütünü itibariyle eleştiri niteliğinde olduğunu ve hukuka uygun sınırlar içinde kalındığını savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı vakfın illegal bir terör örgütü olarak nitelendirildiği ve eleştiri hakkının sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yazının bütünü göz önünde tutulduğunda, ülkedeki terör sorununa ilişkin bulunduğu görülmektedir. Yazıda, özellikle 1970'li yıllarda yetkililerin terör olaylarına karşı tutum ve davranışları eleştirilmiş; bu konuya ilişkin örnekler verilmiştir. Konu güncel olup, kamusal yarar söz konusudur. Diğer yandan, düşünsel bağlılık da korunmuştur. Şu durumda, hukuka uygun sınırlar içinde yapılan eleştiri nedeniyle tazminat sorumluluğundan söz edilemez. Davanın reddi gerekir. Mahkemece, istemin kısmen kabulü yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy