(7201 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 409, 415)
Davacı Pınar vd.leri vekili Avukat C.P. tarafından, davalı Kenan aleyhine 18.05.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 31.10.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle ve HUMK'nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar vekili yargılamanın 12.09.2007 günlü oturumuna katılmamış ve mazeret bildirmiştir. Mahkemece, mazeret isteminin kabulüne karar verilmiş; ancak, yeni oturum günü kendisine tebliğ olunmamıştır. Daha sonra, 31.10.2007 günlü oturuma davacılar vekili katılmamış ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda mazereti kabul edilen tarafa yeni oturum gününün bildirimi konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak, yargısal işlemler tefhim veya tebliğ ile sonuç doğurur. Şu durumda, ilgilisi aleyhine sonuç doğuracak işlemin de bildirilmesi gerekir. Bu bildirim ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yapılmalıdır. Anılan yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasına göre, tebligatın bilinen son adreste yapılması gerektiği gibi; maddenin 2. fıkrası uyarınca ancak, ilgilisinin başvurusu veya kabulü halinde her yerde tebligat yapılabilir. Adres dışında bildirim, başvuru veya kabul şartına bağlı olup; aksine uygulama hukuki sonuç doğurmaz. Bu bağlamda, Hukuk Genel Kurulu'nun, 06.04.1955 gün ve 1591/1690 sayılı kararında da; Duruşmanın talikine dair talebi mahkemece kabul edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen günün usulüne tevfikan bildirilmesi icap eder. Dilekçede duruşma gününün kalemden öğrenileceğinin beyan edilmesi, bu usulü muamelenin ihmalini gerektirmez görüşü benimsenmiştir. Diğer yandan, kabul edilen mazeret nedeniyle belirlenen yeni oturum gününün bildirilmesi için giderin karşı taraftan alınması veya HUMK'nun 415. maddesi uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir. Mahkemece, masraf verilmediği gerekçesiyle yeni oturum gününün tebliğine yer olmadığına biçimindeki ara kararı sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy