(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 1, 2, 3, 13) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı A. Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat Teoman Seyithanoğlu tarafından, davalı S. Yayıncılık İletişim ve Ticaret A.Ş. ve İbrahim Çeşmecioğlu aleyhine 17/10/2005 gününde verilen dilekçe basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan, doğan manevi tazminat ve kararın yayınlanmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne hüküm fıkrasının yayınlanmasına dair verilen 14/06/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1) Davalı İbrahim Ç.nun temyizi yönünden; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
26.06.2004 günlü Resmi Gazete'de yayımlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olup hukuki sorumlular arasında sorumlu yazı işleri müdürü bulunmamaktadır.
5187 sayılı Basın Yasası'nın 2/c maddesi gereğince süreli yayın niteliğindeki dava konusu haberin yayımlandığı 26.09.2005 günlü gazetenin sorumlu müdürü olan davalılardan İbrahim Çeşmecioğluna yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereğince husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek hakkında istemin husumet yönünden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2) Davalı S. Yayıncılık İletişim ve Ticaret AŞ'nin temyizine gelince; davacı şirket, Ü. Grubuna dahil bir şirket olarak 1997 yılında kurulduğunu, son 5 yılda Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer aldığını, davalı gazetenin Ankara'dan Gündem Dışı isimli bölümde Ak Gıda alt başlıklı haberde ticari itibarını incitecek şekilde yayın yapıldığını belirterek kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, davacı şirketin kişilik haklarına saldırı da bulunmadığını, 30.12.2005 günlü yazı ile köşe yazarının yanıltıldığını kabul ederek düzeltici açıklamada bulunduğunu belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı şirketin siyasi bir partinin himayesinde olduğu, siyasi parti ile usulsüz ihale işleri yaparak birbirlerini besledikleri ima edilerek, hatta ismini bu partiden aldığı ileri sürülerek davacının ticari itibarı ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesi ile istemin bir bölümünün kabulü ile kararın yayınlanmasına karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu yayında; davacı A. Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin Ü. Şirketler Grubuna dahil olduğu, Başbakan'ın çok yakın zamana kadar bu holdingin bayiliğini yaptığı ve doğrudan ilişkisi bulunduğu, bu holdingin AKP hükümetinden trilyonluk ihaleler aldığı, Başbakan'ın firmanın fabrikasına partisinin adının kısaltmasında yer alan Ak ismini vermesine hiç itiraz etmediği belirtilerek, davacı şirket ile siyasi parti arasındaki isim benzerliğine vurgu yapılarak yakın ilişkileri eleştirilmiştir. Yayında eleştiri sınırları aşılmamış olup davacı şirketin tüzel kişiliğine yönelen aşağılayıcı, küçük düşürücü bir ifade ve anlamda bulunmamaktadır. Şu durumda, açıklanan yönler gözetilerek adı geçen davalı şirket'e yönelik istemin tümden reddedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenle davalılardan İbrahim Ç. yararına, (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı S. Yayıncılık İletişim ve Ticaret A.Ş yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy