(818 S. K. m. 41, 45, 47) (1086 S. K. m. 417, 423, 438)
Dava: Davacı S. G. ve diğerleri vekili Avukat D. E. tarafından, davalı C. B. vd. aleyhine 13/04/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/01/2009 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, davalı S.S. B.... Konutyapı Kooperatifi, davalı C. B. vekili ve davalı T. A. taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan T. A.'ın tüm, davacılar ile davalılar S.S B......Konut Yapı Kooperatifi ve C. B.ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, haksız eylem nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacıların desteği hurda ve kağıt toplamak amacıyla girdiği inşaatta asansör boşluğuna düşerek yaşamını yitirmiştir. Davalı kooperatif başkanı T. A. 2/8, fenni sorumlu C. B. ise olayda 1/8 oranlarda kusurlu kabul edilerek cezalandırılmışlardır. Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda ise ölenin %70, davalı kooperatifin %20, kooperatif başkanının %5 ve fenni sorumlunun %5 kusurlu olduğu saptanmıştır.
Davalılar, oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olup davacılar da davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarını istemişlerdir. Yerel mahkemece, kararın hüküm fıkrası bölümünde, davalıların kusur oranları belirtilmişse de kabul edilen tazminattan davalıların müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmiş olması nedeniyle bu yanılgı bozma nedeni yapılmamıştır.
b) Davacılar dava dilekçesinde, kabul edilecek maddi ve manevi tazminatlara olay gününden itibaren faiz işletilmesini talep etmişlerdir.
Tazminat hukuku ilkeleri gereğince, haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek bulunması durumunda, hükmedilecek tazminatlara olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, kabul edilen manevi tazminatlara da olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, kabul edilen manevi tazminatlara dava gününden itibaren faiz yürütülmüş olması;
3- Davalılar S.S. B.... Konut Yapı Kooperatifi ile C. B.'ın diğer temyiz itirazlarına gelince; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 417. maddesi gereğince davanın bir bölümünün kabulü halinde yargılama giderleri kabul ve reddedilen miktarlara göre taraflara yükletilir. Aynı yasanın 423. maddesi gereğince vekalet ücreti de yargılama giderleri içindedir. Davacıların tazminat istemlerinin reddedilen bölümü nedeniyle davada kendilerini avukattan aracılığı ile temsil ettiren davalılar yararına Avukatlık Yasası ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, reddedilen tazminat tutarı üzerinden davalılar yararına avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması;
Usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 3, 4 ve 5 nolu bentlerinde yer alan ...dava... sözcüklerinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile
olay.... sözcüklerinin yazılmasına; 3 nolu bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasına 9 nolu bent olarak 9-Davada kendilerini vekilleri aracılığı ile temsil ettiren davalılar S.S. B.... Konut Yapı Kooperatifi ile C. B. yararına karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 600,00 YTL avukatlık ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak adı geçen davalılara ödenmesine, biçimindeki tümcenin eklenmesine; davalılardan T. A.'ın tüm, davacılar ile davalılar S.S. B... Konut Yapı Kooperatifi ve C. B.'ın öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalılardan T. A.'a yükletilmesine ve diğer davalılar ile davacılardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 22/02/2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlık, tüzel kişiliği olan şirket veya kurumlarda ortak, üye, temsilci ve çalışanların şirket veya kurumun işlem ve eylemleri nedeniyle şirket veya Kurum yanında veya şirket veya kurumdan ayrı olarak dava açmalarının veya kendilerine karşı dava açılmasının mümkün olup olmadığı, diğer bir deyişle aktif davacı, pasif davalı husumet ehliyet ve sıfatlarının olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairemiz bilindiği gibi haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarına bakmaktadır. Çoğunluk görüşünün uygulamalarına göre, şayet yukarıda açıklandığı gibi tüzel kişiliği olan şirket veya kurumların yetkilileri, çalışanları haksız fiili bizzat yapmışlarsa veya haksız fiilin meydana gelmesinde söz, imza ve fiilleri ile katkıda bulunmuşlar ise veya haksız fiil nedeniyle kusurlu görülüp ceza mahkemelerince mahkum edilmişler ise açılan hukuk davalarında şirket veya kurum yanında veya şirket veya kurumdan ayrı olarak sorumlu tutulmakta, dolayısıyla bunların pasif davalı ehliyet ve sıfatlarının bulunduğu kendilerine dava açılabileceği kabul edilmektedir.
Ben sayın çoğunluğun bu görüşlerine katılmıyorum. Zira;
Şirket veya kurumların tüzel kişiliği vardır. Bu kişilik fiziki ve gerçek bir kişilik olmayıp hukuken kabul edilen hukuki bir kişiliktir. Tüzel kişilik olarak şirketlerin veya kurumların dava açmaları halinde davacı olma, kendilerine karşı dava açılması halinde ise davalı olma sıfatları, diğer bir deyişle aktif ve pasif husumet ehliyetleri vardır.
Tüzel kişilikleri olan şirket veya kurumların yukarıda açıklanan ortak ve çalışanları tüzel kişi olan şirket veya kurumları oluşturan kişilerdir. Bunlar olmazsa şirket veya kurum tüzel kişi olarak hukuki kişilik kazanamaz. Tüzel kişi olarak şirket veya kurumun aktif ve pasif husumet ehliyeti olduğunu kabul ettiğimiz takdirde, (hukuken öyledir.) tüzel kişiliği oluşturan şirket veya kurum ortak ve çalışanlarının şirket veya kurumdan ayrı olarak aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Aksi halde bu kişilerin oluşturduğu ve tüzel kişi olarak hukuken kabul edilen şirket veya kurumun varlığını inkar etmiş oluruz. Diğer yandan hem şirket veya kurumun hem de ortak ve çalışanlarının aktif ve pasif husumet ehliyetlerini kabul ettiğimiz takdirde kendi kendimizle tezata düşmüş oluruz.
Tüzel kişi olarak şirket veya kurumların varlığı hukuken kabul edilirken bunların hukuki kişiler gibi fiziki ve gerçek bir kişilikleri olmadığından şirket ve kurumlar işlem ve eylemlerini bizzat yapamayıp ortak ve çalışanları olan gerçek kişiler aracılığı (vasıtası) ile yaparlar. Dolayısıyla tüzel kişi olan şirket veya kurumu oluşturan ve hakiki kişi olan ortak ve çalışanların tüzel kişilik adına yapılan işlem ve eylemler sırasında meydana gelebilecek kasıt kusur ve kabahatler tüzel kişi olan şirket veya kurumun kasıt, kusur ve kabahatini oluşturur.
Sonuç olarak, tüzel kişi olarak şirket veya kurum adına şirket veya kurumun ortak ve çalışanlarının yapmış olduğu işlem ve eylemlerden dolayı şirket veya kurum yanında veya onlardan ayrı olarak şirket veya kurumun ortak ve çalışanları kendi adına dava açamaz ve kendilerine karşı dava açılamaz ve sorumlu tutulamazlar. Diğer bir deyişle aktif ve pasif husumet ehliyetleri yoktur.
Dolayısıyla, şirket veya kurumun ortak ve çalışanı konumunda olan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi düşüncesindeyim. 22/02/2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy