4. Hukuk Dairesi 2009/4967 E., 2009/12608 K.
"İçtihat Metni"
Davacı Leyla vekili tarafından, davalı Ayşegül ve diğerleri aleyhine
23.11.2007 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.12.2008 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi davalı Ayşegül vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya görüşüldü, tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun ge-rektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılardan Ayşegül'ün temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan Ayşegül tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı doktor olup, 15.10.2007 günü canlı olarak yayınlanan "D... D..." adlı televizyon programına konuk olarak katılmış, akciğer kanseri olan dava dışı Emral'in görüntüleri yayımlandıktan sonra "Beş ay sonra aramızda olmayacak'' biçiminde açıklamada bulunmuştur. Bu konu bir süre basın ve tıp çevrelerinde tartışılmış, birçok yazı ve açıklama yayınlanmıştır.
Davacı, eldeki bu dava ile İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Genel Sekreteri H. D., Yönetim Kurulu Üyesi A. B. ve Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı G. G.'nin bu konuda basına verdikleri açıklama ve söyleşiler sırasında söyledikleri sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek manevi tazminat istemiştir.
Davalılar ise, meslek odası yöneticileri olmaları nedeniyle, bir doktor olan davacının hastaya ömür biçmesinin davranış kuralları (ahlaki) yönünün kendilerine sorulduğunu, konuyu hasta hakları ve hekimlik mesleği kurallarının boyutu açısından değerlendirdiklerini ve böyle bir açıklamanın davranış kurallarının bozulması anlamına geleceği yönünde görüş açıkladıklarını ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davalılardan G. G. ile H. D/nin yaptığı açıklamaların mesleki görüş açıklaması niteliğinde olup, kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı benimsenerek bu davalılar hakkındaki istem reddedilmiş, diğer davalı Ayşegül'ün açıklamasında ise, hiç gerekmediği halde davacının "1991 yılında iki ayrı şehirde doktorluk yapıyor gözüktüğü için altı ay meslekten men cezası aldığını" söylemesinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle bu davalı hakkındaki istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Davacının bir kanser hastasına ömür biçmesi nedeniyle, konunun özellikle meslek odası yöneticilerine sorulması, olayın davranış kuralları ve hukuki sonuçlarının tartışılarak irdelenmesi son derece doğaldır. Davacının bu eylemi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp açılmayacağının, odanın işlem yapıp yapmayacağının; bu bağlamda, davacıya ceza verilip verilmeyeceğinin ve daha önce ceza alıp almadığının sorulması basının görevleri arasındadır. Gerçekten, yapılan söyleşilerden ve yazılan yazılardan da bu soruların sorulduğu ve davalıların bu sorulara verdiği yanıtların yayınlandığı anlaşılmaktadır.
Davacının davranış kurallarına aykırı davranışı nedeniyle cezalandırılmasının gündemde olduğu bir sırada, eskiden böyle bir ceza alıp almadığının sorulması ve bu sorunun yanıtlanması günceldir. Davacının aldığı cezanın türü ve nedeninin açıklanması davacının kamuoyu önünde güvenilirliğinin sarsılması sonucunu doğurmaz.
Şu durumda, davalılardan Ayşegül'ün açıklamasının gerçek ve güncel olduğu, öz ve biçim dengesinin korunduğu, kendisine yöneltilen sorular karşısında cevap vermesinin görevinin bir gereği olduğu kabul edilerek davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalılardan Ayşegül'ün manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan Ayşegül yararına (BOZULMASINA); davacının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.