(4721 S. K. m. 1007) (Tapu Sicili Tüzüğü (MÜLGA RGT: 17.08.2013 RG NO: 28738) m. 13)
Dava: Davacı F. T. vekili Avukat Mehmet Görgeç tarafından, davalı Tapu Sicil Müdürlüğü'ne izafeten Hazine ve N. S. G. (ölü) aleyhine 17/11/1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 26/03/2009 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının, davalılardan N. S. G. mirasçılarına yönelik temyiz itirazları reddedilerek kararın onlara yönelik bölümü onanmalıdır.
2- Davacının, Tapu Sicil Müdürlüğüne yönelik temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalılardan Noter N. S. G. tarafından sahte vekaletnameye göre düzenlenen ikinci vekaletname gereğince tapu sicil idaresi görevlilerinin katılımı ile satın aldığı 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların tapusu daha sonra iptal edildiğini, davalılardan N. S. G.'nun noterin sorumluluğu, diğer davalı idarenin ise tapu sicilinin tutulmasından dolayı sorumlu olduklarını belirterek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, taşınmaz sahibi adına düzenlenen ilk vekaletnamenin sahte olup aldatma yeteneği (iğfal kabiliyeti) bulunduğu, sahteciliği gerçekleştiren kişinin ceza mahkemesince cezalandırıldığı, zararın üçüncü kişinin kasıtlı ve ağır kusurlu eyleminden doğduğu, davalıların eylemleri ile zarar arasında nedensellik bağı kurulamadığı, tapu görevlilerinin ihmal ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava dışı A. Ö. tarafından dava konusu taşınmazların sahibi H. Ü.ün dava dışı M. A.ı vekil atadığına ilişkin 07/10/1996 günlü sahte vekaletnameyi düzenlediği, davalı Noter N. S. G. tarafından bu sahte vekaletnameye dayanılarak Bülent Şahin'in M. A. vekili olarak atandığı ve bu vekaletname kullanılarak olarak taşınmazların davacıya satıldığı anlaşılmaktadır.
Satışın gerçekleştirilmesinde kullanılan ilk sahte vekaletnamenin aldatma yeteneği varsa da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 03/06/1975 gün ve 1431 sayılı Genelge'sinde ve 07/06/1994 günlü Resmi Gazete'de yayınlanan Tapu Sicil Tüzüğünün 13. maddesinde; vekaletname sunularak taşınmaz satış işlemi gerçekleştirilmek istenilen durumlarda tapu görevlilerinin yapması gereken işlemler belirlenmiştir. Buna göre tapu sicil müdürlüğü görevlilerince, vekaletnamedeki vekalet vereninin kimlik bilgileri ile tapu sicilinde hak sahibi görünen kişinin kimlik bilgilerinin (nüfus kayıt bilgileri, fotoğraflar vs.) karşılaştırılması zorunludur.
Somut olayda, kayıt sahibinin ana adı ve doğum tarihi ile sahte vekalet veren kişinin ana adı ve doğum tarihi birbirinden farklı olduğu halde bu karşılaştırmayı yapmadan satış işlemini gerçekleştiren tapu sicil müdürlüğü görevlilerinin kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten bu konuda yapılan idari soruşturmada da tapu idaresi görevlilerinin kusurlu eylemleri belirlenerek, görevi savsama suçundan yargılanmaları gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının uğradığı zararın, Medeni Yasa'nın 1007. maddesinde düzenlenmiş bulunan tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zarar niteliğinde olduğu benimsenip zarar kapsamı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalılardan Tapu Sicil Müdürlüğü hakkındaki istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle, davacının davalılardan Tapu Sicil Müdürlüğüne yönelik temyiz itirazları yönünden BOZULMASINA; davacının diğer davalı Noter N. S. G. mirasçılarına yönelik temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddi ile kararın bu davalılara yönelik bölümünün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava, gerçek malik veya tasarrufa ehil olmayanların sahte oldukları sonradan anlaşılan vekaletname veya nüfus hüviyet cüzdanı gibi belgelerle gerçek maliklerin haberi olmadan noterlerden araç satışı veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmaları sonucu malı elinden çıkan iyi niyetli gerçek maliklerin veya gerçek maliklerden mal aldığını sanarak mal almış olan iyi niyetli kişilerin uğradıkları zararlardan dolayı noterler aleyhine açmış oldukları tazminat davasıdır.
Dairemiz, uygulamalarında kusurlu sorumluluğu esas alarak noter işlemine esas alınan sahte belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmamasına bakmakta, sahte belgelerin iğfal kabiliyetinin olması halinde noteri sorumlu tutmamakta, iğfal kabiliyetinin olmaması halinde ise, noterde işlem yaptıranların sahte işlemlerdeki katkı payı göz önüne alınarak B.Knun 43 ve 44. maddeleri gereğince indirim uygulamak suretiyle noteri sorumlu tutmaktadır.
Dairemizin açıklanan uygulaması göz önüne alındığında uyuşmazlık, noterlerin araç satışlarından veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinden doğan zararlarda kusursuz olarak mı, yoksa kusurlu olarak mı sorumlu olacaklarından kaynaklanmaktadır.
Doğru olan sonuca ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekir.
Araç satışlarının Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesi ve 1512 Sayılı Noterlik Kanununun 60/2. maddesi gereğince, Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmelerinin ise B.Knun 213 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60/3. maddesi gereğince noterlerce yapılması geçerlilik şartı olarak zorunludur.
1512 sayılı Noterlik Kanununun; (1). maddesi gereğince Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için belgelendirir.
(72/3). maddesi gereğince Noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür.
(82/1). maddesi gereğince Noter Kanunu hükümlerine göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır.
(82/2). maddesi gereğince Noterler tarafından düzenlenmiş olan hukuki işlemler sahteliği sabit olana kadar geçerlidir.
(85). maddesi gereğince noterlerin tanzim ettiği tutanak, noterin ilgilisini tanıyıp tanımadığını, tanımıyorsa ilgilinin kişiliği hakkında ne yolda kanı sahibi olduğunu gösterir.
(162/1). maddesi gereğince stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa dahi noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludur.
Günlük yaşamda genellikle bir kısım sahte kişiler çeşitli yollarla temin ettikleri sahte vekaletname veya sahte nüfus cüzdanı ile noterliklerde başkalarına ait araç veya gayrimenkulleri satmakta bunun sonucu olarak hiçbir şeyden habersiz malı elinden çıkan gerçek malik veya noterin gerçek malik veya geçerli vekil olarak kabul edip işlem yaptığı kişiden gerçek malikten alıyormuş gibi notere inanarak iyi niyetle satın alan ancak, daha sonra işlemin sahte olduğunun anlaşılması üzerine satın aldığı mal elinden çıkan alıcı zarar görmekte ve zararlarından dolayı işlemi yapan noterlere karşı tazminat davası açmaktadır.
Araç satışları ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin geçerli ve intikali sağlayıcı olabilmesi için yukarıdaki yasal düzenlemeler karşısında noterlerce yapılması zorunlu olduğu ve noterinde işlem yaparken yine yukarıdaki yasal düzenlemelerde belirtildiği gibi işlem yaptıran kişilerin (alıcı ve satıcının) kimliklerini ve isteklerini tamamen ve doğru olarak öğrenmekle yükümlü olması, noterlik işleminin hatalı ve eksik yapılmasından dolayı noterlerin hukuki sorumluluklarının kabul edilmesi göz önüne alındığında Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde düzenlendiği gibi, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet nasıl ki kusursuz sorumlu tutuluyorsa, sadece noterler tarafından resmi şekilde yapılması zorunlu olan araç satışı ve Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yapılmasından kaynaklanan zararlardan dolayı da 1512 sayılı Noterlik Kanununun (162/1). maddesindeki noterlerin hukuki sorumluluğunun da kusursuz sorumluluk olması gerekir.
Zira, noterin sahte belgeler ile işlem yapması, gerçek maliki iyi tespit etmemesi, hatalı ve eksik işlemdir. Diğer bir deyişle noter sahte belgeler ile işlem yapmasa ne gerçek malik yönünden ve ne de notere güvenerek gerçek malikten satın alıyormuş gibi satın alan kişi yönünden bir zarar doğmayacaktır. Bu zararın meydana gelmesinde hiçbir şeyden haberi olmamasına rağmen malı elinden çıkan ne gerçek malikin ve ne de notere güvenerek malı satın alan iyi niyetli kişinin bu zararın meydana gelmesinde hiçbir kusuru yoktur. Gerçek malik ve iyi niyetli alıcı yönünden meydana gelen zarardan dolayı tek sorumlu noterdir. Noterin işlemi yaparken sahtecilik nedeniyle aldatılmasının, belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmamasının, zarar gören gerçek malik veya iyi niyetli alıcı yönünden hiçbir etkisi yoktur. Bu hususlar noter tarafından sahtecilik yapanlara karşı açılacak rücu davasında veya sahtecilik işleminde katkılarının olması halinde gerçek malik ve kötü niyetli alıcı yönünden ileri sürülebilir ve davaya etkisi olabilir. Noterin hatalı işlemi sonucu malı elinden çıkan gerçek malikin veya iyi niyetli alıcının zararlarından dolayı noterin sorumluluğunu azaltmak veya gerçek malik ile iyi niyetli alıcıyı noter haricinde tanımadıkları kişilere muhatap etmek özellikle Noterlik Kanununa, hukukun genel prensiplerine ve hakkaniyete aykırıdır.
Sonuç olarak; araç satışı ile Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin düzenlenmesinde satış ve intikalin geçerli olabilmesi için noterlerin yasa gereğince tek yetkili ve sorumlu olmaları, noterlerin işlemi yaparken ilgililerin kimlik ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlü olmalarına rağmen hatalı olarak sahte belgelerin kullanılması nedeniyle (belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmaması önemli değil) gerçek malik yerine sahte satıcıların işlemi nedeniyle gerçek malikin haberi ve katkısı olmadan gerçek malikin malını noterlik işlemi ile satması halinde gerçek malikin ve notere güvenerek mali satın alan iyi niyetli kişinin doğmuş olan zararlarından dolayı noterin gerçek malik ve iyi niyetli alıcıya karşı Noterlik Kanununun (162/1). maddesindeki sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.
Noterin sahtecilik yapanlara karşı rücu davası açma hakkı saklı kalmak kaydı ile gerçek malik ile iyi niyetli alıcının uğradığı zararları noter ödemekle yükümlüdür.
Sayın çoğunluğun aksi yöndeki düşüncelerine 1. bent yönünden katılmıyorum. 13.05.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy