MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/10/2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/04/2007 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle daha önceden belirlenen 01/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları ile reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, usulsüz tebligatlarla ödeme emri kesinleştirilerek evinin satılması nedeniyle uğradığı zararın davalılardan alınmasını istemiştir.
Davalı ise, davacının kiracı olarak bulunduğu işyerini kendisinden habersiz olarak boşalttığını ancak arada bu işyerine gelerek adına gelen evrakları aldığını, tebligatın usulsüz yapılmış olmasının kendisi ile bir ilgisinin ve kusurunun bulunmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, tebligatların usulsüz yapılması nedeniyle davacının gerekli itirazlarını yapamadığı, evinin satılması nedeniyle davacının evinin satım bedeli ile satım gününden dava gününe kadar geçen süredeki kira gelirinden yoksun kaldığı benimsenerek, maddi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş, manevi tazminat istemi ise koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava, davalının alacaklı olmadığı gerekçesine dayanılarak açılmamış olup salt tebligatların usulsüz yapılmış olması, davacının satım bedeli ve yoksun kalınan kira gelirleri kadar zarara uğradığının kabulü için yeterli değildir. Öncelikle davalının alacaklı olup olmadığı belirlenmeli, davalının alacaklı olduğunun belirlenmesi durumunda ise tebligat usulsüzlüğünün davalının alacağını alma amacı dışında, davacıya fazladan vermiş olduğu bir zararın bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve bundan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.