(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı A.Z.İ. tarafından, davalı K.G. aleyhine 25/07/2006 gününde verilen dilekçe ile tehdit eylemine dayalı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2010 günlü kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve değer itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminata yönelik istemin reddine, manevi tazminata yönelik istemin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ile aynı yapı kooperatifinin üyesi olduklarını, davalının her fırsatta hakaret ve tehdit ettiğini, davalının tehdit suçundan ceza mahkemesince mahkum edildiğini beyan ederek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı, davacıyı tehdit etmediğini, ceza dosyasında verilen mahkumiyet kararının kesinlik arzetmediğini, tanıkların taraflı beyanda bulunduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, olağan genel kurulda tarafların tartıştıkları sırada davalının davacıya tehdit içerir sözler söylediği, ceza mahkemesince davalı hakkında mahkumiyet hükmü kurulup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kesinleştiği gerekçesiyle manevi tazminata yönelik istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince kural olarak ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/411 E. - 2009/100 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının, şikayet dilekçesinde ve beyanlarında, davalının babası olan İ.Gnin astsubay olan davalıdan silahını isteyerek ver şu silahını bu şerefsizlere dünya kaç bucakmış göstereyim şeklindeki ifadeleriyle kendisinin tehdit edildiğini beyan ederek şikayette bulunmuştur. Tanık olarak dinlenen H.Ç. ve S.D., davacının yöneticisi olduğu kooperatiften bedel karşılığı ve yaptığı işler nedeniyle daire alan kişilerdir. Kaldı ki, dinlenen tanıkların da aşamalardaki beyanları da çelişkilidir. Ayrıca, davalı hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Şu halde, davacının ceza dosyasında bulunan şikayet dilekçesi ve beyanları, tanıkların aşamalarda değişen çelişkili beyanları dikkate alındığında davalının davacıya yönelik tehdit eyleminin sabit olmadığının kabulü gerekir. Davalı ceza mahkemesinde davacıya karşı tehdit suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmış ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden, bu ceza kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı değildir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 19.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy