(4077 S. K. m. 3, 23) (YHGK. 25.11.2009 T. 2009/13-542 E. 2009/551 K.)
Dava ve Karar: Davacı A. vekili Avukat N. D. tarafından, davalı ......... Motorlu Araçlar imalat ve Satış A.Ş. aleyhine 26.08.2005 gününde verilen dilekçe ile ayıp nedeni ile misli ile değişim istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın reddine dair verilen 03.03.2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.01.2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat N. D. ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat H. G. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava; satın alınan aracın ayıplı olmasından dolayı ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, 17.06.2004 günü satın aldığı aracın aynı şikayetler nedeni ile bir yıl içinde 8 kez servise girdiğini, halen şikayete konu ayıbın giderilemediğini belirterek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini istemiştir.
Davalı ise, aracın ayıplı olmadığını, müşteri memnuniyeti çerçevesinde servise her gelişinde dosya açılarak işlem yapılmasının araçta ayıp olduğunu göstermeyeceğini, onarım hakkını kullanmayan davacının diğer seçimlik haklarını kullanamayacağını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Bursa Tüketici Mahkemesi'nde bakılarak davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar dairemizin 11.12.2007 gün ve 2006/14026-2007/15801 sayılı kararı ile ...davacı ile davalı arasında sözleşme bulunmamaktadır. Taraflar arasında bir mal ve hizmet alımı söz konusu değildir. Bu nedenle davacının 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Tüketici olduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenle davaya genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerekir... gerekçesi ile bozulmuştur. Bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesinin ardından dosya görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.
Davaya bakan asliye hukuk mahkemesi, genel hükümler uyarınca imalatçının sorumluluğunda, imal edilenin ayıplı olması nedeni ile ayıpsız misli ile değişim sorumluluğu bulunmadığı, davanın satıcıya yöneltilmemiş olduğu gerekçesi ile istemi reddetmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 25.11.2009 gün ve 2009/13-542 Esas, 2009/551 Karar sayılı kararında; ...eldeki dava tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmek üzere asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır... 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesi, Bu kanunun uygulanmasında; ... e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri,.... 1) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları... ifade eder, hükmünü taşımaktadır. Davalılardan.........'nın davaya konu aracı ürettiği çekişmesiz ve bu nedenle de 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un metni yukarıda bulunan 3/e maddesi anlamında üretici niteliğinde bulunduğu açıktır. Davacının, aynı maddenin (1) bendi anlamında tüketici olarak kabul edilip, edilemeyeceğine gelince; önemle belirtilmelidir ki; anılan hükmün, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aradığı tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, dahası son satıcının metni yukarıda bulunan (f) bendi anlamında satıcı niteliğini taşımaması, garanti süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Başka bir ifadeyle; kanunun aradığı anlamda tüketici niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla kanun anlamında satıcı olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, malın garanti süresi içerisinde üreticiye karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden ... yararlanabileceği vurgulanmıştır.
Dava konusu olaya bu kapsamda bakıldığında; otomobilin ikinci el alıcısı bulunan davacının, garanti süresi içinde meydana gelen arızalar nedeni ile otomobili üreten firmaya husumet yönelterek açtığı davada, taraflar arasında mal ya da hizmet alım satım ilişkisi bulunmadığı belirtilerek tüketici mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesi ile Bursa Tüketici Mahkemesi'nce verilmiş bulunan karar bozulmuş ise de yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca, bir kimsenin tüketici sıfatını kazanması için doğrudan mal ya da hizmeti satın almış bulunmasının şart olmadığı; üreticinin, garanti süresi içinde malı elinde bulunduran herkese karşı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa kapsamında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekir.
Diğer yandan, görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece açıklanan nedenlerle davacının tüketici olduğu ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa'nın 23/1. maddesinde yer alan Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır biçimindeki düzenleme gereğince davaya bakmaya tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 825,00.-TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy