MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/12/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalı tarafından TBMM'de düzenlenen 26/12/2009 tarihli basın toplantısında, hakkında ileri sürülen iddiaların kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, açıklama metninde kullanılan ifadelerin güncel kamu yararına ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, özle biçim dengesinin korunduğu gerekçesiyle, istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı TBMM'de düzenlenen 26/12/2009 tarihli basın toplantısında davacı hakkında; "...ben devletin ormanına kaçak villa yapmadım. Böyle bir şeyim yok. Ben milyon dolarla ifade edilen rüşvetle protokol yapmadım. İşim olmadı. İhaleyle işim olmadı. Özelleştirme mallarını peşkeş çekerken kimseye aracı olmadım. Aracı maracı olmadım. El feneriyle deniz feneriyle hiç kimsenin malını götürmedim, hırsızlık yapmadım. Ben damadımın yöneticisi olduğu bir şirkete radyo televizyon da almadım. Devletin parasıyla almadım, yapmadım. Böyle bir işim olmadı benim. Oğluma gemicik falan da almadım. Öyle birşey de yapmadım. Ben haysiyet ve namusumla bu mecliste milletvekilliği yapıyorum..., 25 yıldır PKK'nın beceremediğini başbakan becerdi..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Somut olayda, davalının istifası sırasında davacıyı eleştirmesi son derece doğal ve hukuka uygundur. Davacının eylem ve söylemleri daha uygun bir dil kullanılarak eleştirilebilecekken yukarıdaki nitelemelerle eleştirilmiş olması davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Şu durumda yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, eleştiri sınırının aşıldığı sonucuna varılıp davacı yararına uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/02/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 07/02/2012