MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/11/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 07/02/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar adına gelen olmadı, karşı taraftan davalı ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız eylem sonucu yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalının velayeti altında bulunan küçük çocuğunun haksız eylemi nedeniyle Medeni Yasa'nın 369. maddesi gereğince, ev başkanı sıfatıyla, sorumlu tutulmasını istemişlerdir. Dava dilekçesinde; davalının küçük çocuğunun haksız eylemi sonucu yaralanan davacı ...’nun gözünde kalıcı hasar oluştuğu, artık tam göremediği, göz hareketlerinin kısıtlandığı ve sürekli iş göremeyecek duruma düştüğü ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istenmiştir. Davacıların istediği tazminat kalemleri arasında sürekli iş gücü kaybından doğan zararın ödetilmesi istemi de bulunmaktadır. Yerel mahkemece benimsenen ve ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.01.2009 günlü raporda ise, davacının gözünde görme kaybı olmadığı, göz fonksiyonlarında sürekli zayıflama olmadığı, çift görmenin mevcut olmadığı, sağ gözde yukarı-aşağı hareketlerinde minimal kısıtlılık olduğu belirtilmiş ancak, göz hareketlerinde belirlenen bu minimal kısıtlılık nedeniyle sürekli iş ve güç kaybının bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Rapor, bu nedenle karar vermeye yeterli ve denetime elverişli görülmemiştir. Şu durumda, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Yasası'nın 16/II-c maddesi gereğince, meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınacak, SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun raporla davacının meslekte kazanma gücünü kaybedip kaybetmediği, varsa iş göremezlik oranı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre zarar kapsamının belirlenmesi gerekir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davacılar yararına BOZULMASINA; bu bozma nedenine göre davalının tüm temyiz itirazları ile davacıların öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy