MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı T.C. Ziraat Bankası AŞ. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 20/04/2004 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; usulsüz kredi kullandırılmasından dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı T.C. Ziraat Bankası, ... şubesinde görevli olan davalıların, mevzuat ve genelgelere aykırı hareket ederek usulsüz kredi kullandırmalarından dolayı bankanın zarara uğradığını iddia ederek tahsil edilemeyen dava konusu kredilerin davalılardan müteselsilen ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, kredilerin verilmesi sırasında kusurları olmadığını ve zarar doğmadığını beyanla istemin reddini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, benimsenen bilirkişi görüşü uyarınca davacının zararının doğmadığı, davalıların kasıtlı ya da kusurlu davranışlarının belirlenemediği gerekçesi ile istem reddedilmiştir.
Davalıların, davacı bankanın Bahçeşehir Şubesi çalışanı oldukları, dava konusu edilen ondört ayrı kredi sözleşmesinde birer bölümünde birlikte imzaları bulunduğu taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.
Borçlar Yasası'nın 41. ve ardından gelen maddelerine göre bir kimseye kasten ya da dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle zarar veren kişi, verdiği zararı ödemek zorundadır.
Davacı, davalı personelinin, mevzuat ve genelgelerine uygun olmayan krediler vererek bankayı zarara uğrattıklarını iddia ettiğine göre, dava konusu edilen kredilerin verilmesi işleminde, davalıların görev ve sorumlulukları kapsamında banka mevzuat ve genelgelerine aykırılık bulunup bulunmadığı, varsa davalıların kusur oranlarının belirlenmesi
gerekirken, kasıtlı tutum ve davranışları bulunmadığı yönündeki yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, Borçlar Yasası’nın 50. ve 51. maddeleri uyarınca haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar görenin, dilediği takdirde eyleme katılanların birisinden ve birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip olduğu da gözetilerek, asıl kredi borçlularına yönelik tüm yasal yolların tüketilmediği gerekçesi ile davacının zararın doğmadığı yönündeki gerekçede de isabet bulunmadığından, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden davalıların kusuru bulunup bulunmadığı ve varsa kusur oranları konusunda yeni bir rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenler ile BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 23/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy