(818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacı M. Ç. ve diğeri vekili Avukat R. I. tarafından, davalı B. K. ve diğeri aleyhine 21/04/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/06/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat R. S. K. geldi, karşı taraftan davacılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara. kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
a- Davacılara, davaya konu trafik kazası nedeniyle Hür Sigorta Anonim Şirketi tarafından 23/6/2008 tarihinde 7323 TL ve 24/6/2008 tarihinde 13628 TL olmak üzere iki ayrı ödeme yapıldığı, mahkemece hükme esas alınan 25/9/2009 tarihli bilirkişi raporunda yapılan Tazminatın denkleştirilmesi prensibi uyarınca sigorta ödemelerinin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanmalı ve güncellenen bu sigorta ödemeleri tazminat tutarından mahsup edilmelidir. Yerel Mahkemece eksik ve hüküm kurmaya yeterli bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
b- Desteğin, kaza tarihinde 20 yaşında olduğu, soğuk demirci kalfası olarak çalıştığı ve henüz askerliğini yapmadığı anlaşılmaktadır. Desteğin askerde geçireceği süre kadar davacı anne ve babasına destek olamayacağı gözetildiğinde desteğin 20 yaşından itibaren anne ve babasına kesintisiz destek olacağının kabulü ile karar verilmiş olması doğru değildir. Yerel mahkemece eksik ve hüküm kurmaya yeterli bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması doğru bulunmadığından karamı bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a,b) no'lu bentte açıklanan nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek, halinde geri verilmesine 14.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy