(818 S. K. m. 41, 47) (4721 S. K. m. 4)
Dava ve Karar: Davacı F. K. vekili tarafından, davalı H. N. aleyhine 20.7.2005 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.1.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, hakaret ve etkili eylem sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü Kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda; davacı, davalının işyerine gelerek müşterilerinin ve çalışanlarının gözü önünde kendisine alenen küfür edip darp ettiğini beyan ederek eldeki davayı açmıştır.
Davalı ise; davacıyla bacanak olduklarını, yurt dışında çalışmakta olup yatırım amacıyla Gemlik'ten arsa satın almak istediğini, bu amaçla davacıya 38.000 mark gönderdiğini, davacının ise 16000 marka arsayı alıp arta kalan parayı harcadığını, bunu öğrenince iyiniyetle konuşmak için davacının işyerine gittiğini fakat davacının kendisinin tartışmayı başlattığını, tanıkların davacının çalışanları olup, yanlı ifade verdiklerini, manevi tazminat talebinin çok yüksek ve fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davaya konu olayın oluş biçimi ve gelişimi, olay tarihi ve yukarda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (2) numaralı bentle gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 29.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy