(818 S. K. m. 60) (765 S. K. m. 102)
Dava: Davacı A. İ. M. ve diğerleri vekili tarafından, davalı N. İ. S. aleyhine 1.2.2007 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.4.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının ve davacılardan A. İ. M.'un temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacılar G. ve Y. İ.'in temyiz itirazlarına gelince:
Dava, hakaret sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacı A. İ. M.'un isteminin kısmen kabulüne, davacılar G. İ. ve Y. İ.'in istemlerinin zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar Y. İ. ve G. İ.'in manevi tazminat talepleri; davacıların eylemi öğrendiği tarihten itibaren Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde şikayette bulunmadıkları ve ceza dosyasında da taraf olmadıkları dikkate alınarak zamanaşımı sebebiyle reddedilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/1 inci maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Aynı Kanunun 60/2 nci maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Zarar veren hakkında uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, eylemin suç niteliğinde olması yeterli olup bu konuda ceza davasının açılmış olması zorunlu değildir. Ceza davasının açılmamış olduğu durumlarda eylemin suç niteliğinde olup olmadığını hukuk hakimi takdir eder.
Davalının, davacılara yönelik eylemi hakaret niteliğini taşımaktadır.
Yerel mahkemece, suç niteliğindeki haksız eylemin 31.1.2004 günü gerçekleştiği, eldeki davanın açıldığı 1.2.2007 gününde 765 Sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4 üncü maddesinde öngörülen 5 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın 2 numaralı benddeki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (2) numaralı bentte gösterilen sebeple davacılar G. ve Y. İ. yararına BOZULMASINA; davacı A. İ. M. ve davalının temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen sebeplerle reddine ve temyiz eden davacılardan G. ve Y. İ.'ten peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy