(4721 S. K. m. 1007) (YHGK. 18.11.2009 T. 2009/4-383 E. 2009/517 K.)
Dava ve Karar: Davacı Ş. E. vekili Avukat Fikri Büğüş tarafından, davalı Orman Genel Müdürlüğü'ne izafeten Orman İşletme Müdürlüğü ve diğeri aleyhine 21.02.2008 tarihinde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakımından görevsizliğe dair verilen 28.05.2009 tarihli kararın Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, tapu sicilinin hatalı tutulmasından dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, taşınmazın büyük bir kısmının orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilmesine karar verildiğini, iyi niyetle satın aldığı taşınmazın elinden çıkması sonucu oluşan zarardan Hazine'nin sorumlu olduğunu iddia ederek uğradığı zararın davalıdan alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince Hazine'nin sorumlu tutulabilmesi için zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmış olması gerektiği, oysa zarara neden olan hatalı işlemin kadastro tespiti sırasında oluştuğu, idari eylemlerden kaynaklanan tazminat davalarının idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1963 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında dava dışı 3. kişi adına tesbit görmüş ve kesinleşmiş, davacı ise 15.6.2000 günü taşınmazı satın almıştır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından, davacı aleyhine 24.2.2004 günü açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu mahkemece, dava konusu taşınmazın 531 m2'lik bölümünün kesinleşmiş olan orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacı tapulu taşınmazın mahkeme kararı ile elinden çıktığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla eldeki davayı açmıştır.
4721 s. Türk Medeni Yasası'nın Sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi gereğince Tapu Sicilinin tutulmasından doğan tüm zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ait davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Dava konusu olayda, Hazine adına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine düşen görevlerini yapmamışlardır. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir tüm oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen devlet, sicillerdeki aykırı kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih ve 2009/4-383-2009/517 s. kararı da bu şekilde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 03.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy