(818 S. K. m. 41, 42, 43, 47)
Dava ve Karar: Davacı Y. S. (R. N.) vekili Avukat Varol Turbay tarafından, davalı T. N. aleyhine 01.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25.05.2010 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, davalının babalığı inkar etmesi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, davalının davacının babası olduğunu inkar edip 41 yıl boyunca babalık görevini yerine getirmediğinden müvekkilinin maddi ve manevi yönden zarar gördüğünü, 09.11.2005 tarihinde ATK'dan alınan raporda, davacının davalının % 99,99 çocuğu olabileceği bildirilmesi nedeni ile babalığın sabit olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili ise davalı ile davacı arasındaki babalık hükmünün mahkemenin 2008/5 Esas sayılı dosyası ile yeni kurularak kesinleştiğini, geçmişe yönelik etki ve sonuç doğurmayacağını, zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davacının annesi dava dışı M. S. tarafından davalı aleyhine 1965 yılında açılan babalık davası 1968 yılında mahkemece reddedilmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından usuli eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine mahkemece Adli Tıptan rapor alınarak bu kez davanın kabulüne ilişkin verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek onanma suretiyle 25.02.2010 tarihi itibariyle kesinleşmiştir.
Yine davacının annesi M. S.'nın davalı T. N.'dan evlenmek vaadiyle reşit olmadığı bir sırada kızlığını bozarak hamile bırakmak suçundan şikayetçi olduğu Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 1964/37 esas 1965/27 karar sayılı dosyasında ise, altı aylık yasal süre içinde şikayetçi olmadığı için kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
Yine babalık davası sırasında dinlenen tanık beyanlarından, dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan ve gazete haberlerinden davalının davacının yanına babası sıfatıyla gelip gittiği, fakat resmi olarak tanımaktan kaçındığı sabittir.
Bir kişinin fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerlerine iradesi dışı saldırma sonucu meydana gelen eksilme ve kayıplar manevi zararı oluşturur. Bu tür kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Yasalarımız manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar kişinin ve ailenin onur ve saygınlığına yönelik suçlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişan bozulması, evlenmenin feshi, babalığın benimsenmemesi, bedensel zarar ve öldürmedir.
Davalı yıllarca davacının kendi çocuğu olduğunu bildiği halde babalığı benimsemeyerek davacının babası belli olmayan bir çocuk olarak büyümesine sebeb olmuş, bu duygu nedeniyle davacının üzüntü ve elem duymasına neden olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı sebeblerle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy