(2709 S. K. m. 129)
Dava: Davacı Maliye Hazinesi vekili tarafından, davalı O. S. ve diğerleri aleyhine 28.07.2000 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın O. S. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkındaki hüküm kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 06.04.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan M. H. mirasçıları vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalı Tapu Sicil Müdürlüğü görevlilerinin özensiz işlemleri sonucu davacı hazinenin üçüncü kişilere ödemek durumunda kaldığı tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istem davalı O. S. yönünden kısmen kabul edilmiş, diğer davalılar hakkındaki hükmün kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle onlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karar davacı hazinenin ve davalılardan O. S.in temyizi üzerine dairemizce 21.09.2006 günlü 2006/8375 Esas 2006/9397 Karar sayılı ilamı ile taraflar yönünden onanmıştır. Söz konusu ilama dayalı icra takibine davacı hazine tarafından girişilince bu defa davalılardan M. H. mirasçıları kendilerine ödeme emri tebliği üzerine murislerinin aleyhine verilmiş karardan haber olmuşlar ve murislerinin 26.8.2001'de vefat ettiğine dair veraset ilamı sunarak yokluklarında yapılan yargılama sonucu verilen kararın kendileri yönünden bozulması istemiyle süresinde temyizi dilekçesi sunmuşlardır. Bu istem üzerine dosya yeniden ele alınıp incelenmiştir.
Dosya kapsamına göre mahkemenin 14.3.2002 günlü ilk kararı tebliğe çıkarıldığında temyiz edenlerin murisi davalı M. H.'in vefat ettiğinden bahisle tebligat bila tebliğ iade edilmiş; bunun üzerine davacı hazine vekiline anılan davalı M. H. mirasçılarını tespit edip tebligat yaptırması için muhtıra gönderildiği halde bu hususta davacı vekilince herhangi bir girişimde bulunulmadığı, dosyadaki bu aşamadan sonra bozma kararları ve yerel mahkeme kararlarının sadece davalı O. S. vekili olan ve aslında M. H.'in vekili olmayan Avukat G. H.'na "davalılar vekili" sıfatıyla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle temyiz edenlerin murisi davalı M.'in 2001'de öldüğü halde mirasçıları davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilerek M. H.'in mirasçılarının savunma haklarının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin davalı M. H.'in sorumluluğuna dair verdiği 6.4.2005 günlü kararın davalılar M. H. vs. vekili diye Avukat G. H.'na tebliğ edilmişse de bu kişi davalı M. H.'in vekili olmadığından kararın M. H. ve mirasçıları yönünden kesinleştiği düşünülemeyeceğinden M. H. mirasçılarının temyizleri kabul edilmiş ve mahkeme kararının davalı M. H. mirasçılarına tebligat yaptırılıp savunma hakkı tanınarak varılacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 20.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy