(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 352)
Dava: Davacı M
vd. vekili Avukat Ş.K. tarafından, davalı F
vdl. aleyhine 19/03/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/03/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar F
, İ
, M
, S
tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar Fatma, İlyas, Semra, Mevlüt tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar vekili; davacı M
ve davalı F
'nın evli olup şiddetli geçimsizlik sonucu ayrılıkları sebebi ile F
'nın şahsi eşyalarını almak için daha önce ortak konut olarak kullandıkları davacı A
'ye ait daireye diğer davalılar ile birlikte geldiğini, davalıların, davacı M
'e ait şahsi ev eşyalarına ve davacı A
'ye ait eve zarar verdiklerini, ayrıca davacı M
'in davalıların sözleri ve fiilleri nedeniyle 3 gün iş ve gücünden kaldığını, belirterek maddi ve manevi tazminat istemli eldeki bu davayı açmıştır.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacıların isteği üzerine davalılara yemin teklif edilmiş, davalılardan M
ile İ
dışındaki diğer davalılar yemin davetiyesine icabet edip, yemin edasında bulunmuşlardır.
Mahkemece, gerek Cumhuriyet Savcılığı'nın soruşturma dosyası gerekse tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde ev eşyaları ile meskene verilen zararın davalılar tarafından yapılıp yapılmadığının kanıtlanamadığı, fakat yemin delilinin kesin delil olduğu gerekçesi ile yemin davetiyesine icabet etmeyen davalılar M
ve İ
'tan bilirkişi raporu ile belirlenen maddi tazminatın tahsiline, davalılardan F
ile S
'nın davacı M
'e etkili eylemde bulunduğunun doktor raporu, savcılık soruşturması ve tanık beyanları ile sabit olduğu belirtilerek davalılar F
ve S
'nın manevi tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Davacı M
'in şikayeti üzerine, Cumhuriyet Savcılığı'nca davalılar hakkında mala zarar verme suçundan soruşturma yapılmış, davacının iddiası dışında delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Konusu suç oluşturan eylemlerle ilgili olarak yemin teklif edilemez (HUMK. md. 352). Somut olayda bu konuda yemin teklif edilmesi ve yeminin eda edilmesi hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle ispatlanamayan maddi tazminat davasının tümden reddedilmesi gerekirken yemin teklifine icabet etmeyen davalılar M
ve İ
ın maddi tazminatla sorumlu tutulmaları doğru değildir.
Öte yandan dosya içerisinde bulunan 25/06/2009 tarihli davacı M
'e ait doktor raporunda anksiyete bozukluğu nedeniyle 3 gün istirahat verildiği, darp ve cebir izine rastlandığına dair bir ibarenin bulunmadığı görülmüştür. Gerek işbu mahkeme dosyasında gerekse soruşturma dosyasında davalıların davacı M
'e karşı darpta bulunduğuna dair herhangi bir tanık beyanının olmadığı, kaldı ki davacının dahi darp edildiğine dair bir iddiası bulunmadığı, yine davacı tarafça diğer davacı A
yararına manevi tazminatı gerektirecek bir eylemden bahsedilmediği dikkate alındığında davalılardan F
ile S
'nın davacı M
'e etkili eylemde bulunduğu gerekçesi ile davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Bu kapsamda davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy