(4721 S. K. m. 4)
Dava: Davacı M. Ö. vekili tarafından, davalı S. K. aleyhine 28.5.2008 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.3.2011 tarihli kararın yargı tay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava konusu yerel bir gazetenin 24.3.2008 tarihli nüshasında, her ikisi de yerel siyasetçi olan taraflardan davalı, belediye başkanı olan davacı hakkında yaptığı ihaleleri kastederek ...götürün işi... yapmakla suçlamış, cümle içindeki anlamına göre ifadenin çalmak anlamında kullanıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, kullanılan ifade sebebiyle davacının istemi kısmen kabul edilerek davacı lehine 15.000.-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Olayın anlatılan gelişimi, açıklamanın tamamı, kullanılan ifadelerin niteliği ve tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece daha az bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 05.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy