MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/05/2010 gününde verilen dilekçe ile MK'nun 1007. maddesine dayalı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; Medeni Kanunun 1007. maddesine dayalı devletin tapu sicilinin tutulmasındaki özen borcundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece, istemin kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, İcra alacaklısı olarak dava dışı ... aleyhine başlattığı icra takibinde icra borçlusu adına kayıtlı ... ada ... parsel sayılı taşınmaz kaydına haciz şerhi koydurarak satışa çıkardığını, başkaca ihale alacaklısı çıkmadığından 18/9/2006 tarihli satışta bir miktar icra alacağına mahsuben 9100TL bedelle satın aldığını, tescil için Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta söz konusu taşınmazın .30/1/2004 tarihinde ...' a satıldığını bu satışın tapu kaydından düşülmeyerek mükerrer kayda sebebiyet verildiğini bu nedenle de ihale alıcısı adına tescil edilemeyeceğinin bildirildiğini belirterek ihalede satın aldığı taşınmazın adına tescil edilememesi nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriğinden; davacının icra alacaklısı olarak başlattığı icra takibinde icra borçlusu adına kayıtlı ... ada ... parsel sayılı taşınmaza haciz şerhi koydurarak satışa çıkardığı, başkaca ihale alıcısı çıkmadığından bir kısım alacağına mahsuben 9100TL bedelle satın aldığı, ancak aynı taşınmazın 30/1/2004 tarihinde ...' a satılıp tescil edildiği satış kaydının tapu sicilinden düşülmemesi nedeniyle önceki kaydın açık kaldığı mükerrer kayda sebep vermemek için tescil işleminin yapılamadığı, davacı tarafından başlatılan icra takibinin de devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının, taşınmazı 18/9/2006 tarihli icra satışında bir kısım icra alacağına mahsuben satın aldığı, daha önceki satışın 30/1/2004 tarihinde olduğu gözetildiğinde önceki satışın tapuya işlenmesi durumunda davacının taşınmaza haciz şerhi koyduramayacağı anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının, haciz şerhi koyduramayacağı taşınmazı ihale yoluyla satışa çıkarması ve satın alabilmesi de mümkün görülmemektedir. Şu halde taşınmaz bedeline yönelik açılan eldeki davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle taşınmaz bedeli kadar zarar olduğu gerekçesiyle kabul kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy