(818 S. K. m. 41, 49)
Dava: Davacı S. E. vd. vekili tarafından, davalı A. K. aleyhine 15.10.2010 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10.10.2011 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, haksız şikayet sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davalının 2009 yılı Ekim ayı başında iki müvekkili hakkında Kurucaova orman deposundan yasa dışı olarak tomruk çalarak bunları sattıkları, depodaki büroya da kayıt dışı olarak masa ve dolap yaptırdıkları iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına, Valiliğe, Kaymakamlığa ve Orman Bölge Müdürlüğüne suç duyurusunda bulunduğunu, bunun üzerine açılan soruşturmalar neticesinde depoda eksik orman emvali olmadığı gibi fazla bulunduğunun tespit edildiğini, davalının haksız suçlamaları ve iftirası sonucu müvekkillerinin hayatlarının alt üst olduğunu belirterek, her bir müvekkili için ayrı ayrı manevi tazminat istemiştir.
Davalı, dilekçesinde belirtmiş olduğu tüm hususların gerçek olup belgelere dayandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 10.7.2009 tarihli tutanak başlıklı davalı A. K. ile Akifıye orman işletme şefi S. D. tarafından tanzim edilen belge sonucu muhakkik tayin edildiği, 18.9.2009 tarih ve 11 Sayılı disiplin soruşturması raporunda muhakkikin davacı S. E.'e kınama cezası verilmesini önerdiği, diğer davacı M. İ.'nin ise hizmet gereği icabı başka bir işletmede değerlendirilmesinin uygun olacağı görüşünü ifade ettiği, idarece rapor yönünde işlem yapıldığı, soruşturma evrakları ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalıya atfı mümkün kişisel kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından 5.10.2009 tarihinde Andırın Cumhuriyet Başsavcılığına, davacıların birlikte orman deposundan 40 m3 orman emvali çalarak sattıkları ve bundan elde ettikleri paranın bir kısmıyla Kurucaova odun deposundaki çalışma odasına masa, dolap, koltuk takımı aldıkları, geri kalan kısmın nereye harcandığının tespit edilemediği, Depo şefi ve bekçisi olan davacılara dikkat edilmezse daha vahim işler yapabileceklerini içeren şikayet dilekçesi verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca Valilikten istenen soruşturma izni üzerine Valilikçe Orman Mühendisi muhakkike yaptırılan inceleme sonucunda, depoda eksik orman emvali olmadığı gibi fazla bulunduğunun tespit edildiği, davacıların atılı suçu işlemediklerinin rapor edilmesi üzerine Valilikçe soruşturma izni verilmediğinden, Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma dosyası işlemden kaldırılmıştır. Davacılar davalının bu şikayeti sebebiyle tazminat isteminde bulunmalarına rağmen mahkemece bu olaydan önce 10.7.2009 günü Kurucaova deposunda ihaleyle satılmış henüz bedeli alınmamış orman emvalinin nakliye tezkeresi kesilmeden orman deposu dışına çıkartılması sebebiyle davacı S. E. hakkında yapılan disiplin soruşturmasına konu olan fakat davaya konu yapılmayan olay değerlendirilerek karar verilmiştir. Mahkemece davacıların davaya dayanak yaptıkları davalı tarafından Andırın Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 5.10.2009 tarihli şikayet dilekçesinin incelenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 07.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmüyle buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, taraflardan birinin davacı ve davalı olma sıfatının bulunmadığının anlaşılması halinde açtığı veya aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu sebebiyle ret edilmesi gerekirken mahkemece kabul edilmesi halinde, ilgili tarafça itiraz ve temyiz edilmese dahi dosya kapsamından taraf sıfatının yokluğunun temyiz incelemesi sırasında Yargıtay'ca anlaşılması halinde yasaların mahkemelerce uygulanmasını denetleyen Yüksek Mahkeme olarak sıfat yokluğu sebebiyle ilgili taraf hakkında davanın ret edilmesi yönünde kararı bozması gerektiği, bu durumun re'sen incelenecek hususlardan olması sebebiyle aleyhe bozma yasağını ihlal etmeyeceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy