MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/02/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalının kusuruyla meydana gelen trafik kazasında davacı ...'nin yaralandığını uzunca bir süre tedavi aşaması geçirdiğini beyanla uğradıkları zararın davalıdan tazminini talep etmişlerdir.
Davalı, kusursuz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece mevcut bilirkişi raporları esas alınarak açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
a)Haksız fiilde, zarar eylemin gerçekleştiği tarihte meydana gelmiş olup faiz başlangıcı da haksız fiil tarihi olmalıdır. Davacılar dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde açıkça faiz başlangıç tarihi olarak olay tarihi olan 02/12/2008 tarihinin olmasını talep etmişlerdir. Davaya konu talebin dayanağı haksız fiil olmasına rağmen mahkemece hukukun genel ilkeleri ve davacı talebi gözardı edilerek, ıslah edilen miktar yönünden faizin ıslah tarihinden itibaren başlatılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
b)Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; olayın oluş şekli ve gelişimi ve davacı ...’nin yaralanmasının ağırlık derecesi, uzun süren iyileşme süresi ve yukarıdaki ilkeler gözönüne alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat azdır, daha fazla manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davalı ...’nin yaralanmasının niteliği, davacı üzerinde olası etkileri ve iyileşme süresinin tespiti yönünden Hacettepe Üniverstesi’nden alınan 03/05/2010 tarihli raporda özetle; davacıda oluşan femur kırığı nedeniyle mutad işgücü kaybı 90 gün olarak belirlenmiş ancak kırığın iyileşmesinin 6 ay sürdüğü ve tam olarak iyileştiğinden beden gücü kaybı olmadığı mütalaa edilmiştir. Dosya tazminat hesabı yönünden hukukçu bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 20/01/2012 tarihli raporunda 90 günlük geçici işgöremezlik süresi için ayrı, 6 aylık geçici işgöremezlik süresi için ayrı tazminat hesabı yaparak takdiri mahkemeye bırakmıştır. Mahkemece, 90 günlük sürenin zaten 6 aylık iyileşme süresi içerisinde olduğu gözardı edilerek, sadece 6 aylık süre için geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi yerine, davalı aleyhine sebebsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde mükerrer hesap yapılarak her iki sürenin toplamı üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacılar yararına (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların öteki temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 28/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy