MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 31/10/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/09/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili duruşmasız olarak incelenmesi de davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05/11/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat .... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat .....geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş; kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Davacı, eşinin kendisiyle evli olduğunu bilen davalının eşiyle birlikte olması nedeniyle manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkeme, davacı ile eşi arasında görülen boşanma davasında davacı eşinin dava konusu olay nedeniyle kusurlu bulunarak tazminata mahkum olduğunu da gözeterek haksız eylemin gerçekleştiği gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davacı ile eşi arasında karşılıklı boşanma davası olduğu gibi taraflar arasında özel hayatın gizliliğini ihlal ve tanıklar hakkında şikayet nedeniyle görülen ceza dava ve soruşturmalarının olduğu anlaşılmaktadır. Davacı boşanma davasında zina nedenine dayandığına göre bu dosyanın kesinleşmesi ile sonucu eldeki davayı da etkileyecektir. Davacı iddiasının dayanağı belge ve tanıklar hakkındaki ceza davası ve soruşturma sonuçları da hukuk hakimince gözardı edilemez. Şu durumda bahsedilen boşanma ile ceza dava ve soruşturmalarının kesinleşmesinin beklenmesi, getirtilerek incelenmesi ve varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalı yararına takdir olunan 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, evli olduğunu bildiği halde onunla duygusal ve cinsel ilişkiye girmek suretiyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır.
Eşler evlenmekle birbirlerine karşı cinsel anlamda sadakat yükümlülüğü altına girerler. (MK.185/III) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161 maddesine dayalı olarak zina nedenine dayalı boşanma davası açar ve bu davada MK 174/2 maddesinde düzenlenen manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan kişinin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte hangi sebeple olursa olsun eşinden bu nedenle manevi tazminat istemeyen eşin durumuda aynıdır.
Davalı eş ile ilişkide olan 3. kişinin durumuna gelince; boşanma davasıyla eşinden manevi tazminat alan davacı manevi tazminatın "tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gereğince 3. kişiden tazminat isteyemeyeceği gibi bu tazminatı "sadakat" yükümlülüğü olan eşinden istemeyen, istemeyi ihmal eden davacı elbetteki 3. kişiye yönelemez. Diğer yandan MK 2 maddesi gereğince "herkes haklarını kullanırken iyiniyet kaidelerine uymak zorundadır." Davacının eşinden manevi tazminat almışken ya da sadakat yükümlülüğü olan eşi yerine 3. kişiye yönelmesini hukuk düzeni koruyamaz. 3. kişinin bu eylemden dolayı davalı eş ile müteselsil sorumluluğu da kabul edilemez. Zira; sadakat yükümlülüğü sadece eşe aittir.
Belirtilen nedenler itibariyle çoğunluk görüşüne katılmam olanaksızdır. 05/11/2013
Full & Egal Universal Law Academy