MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/10/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/07/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 2007 yılında kaymakam olan davalının kullanmakta olduğu makam aracı ile kendisine çarptığını, resmi makamlara şikayet etmezse zararını karşılayacağını vaad ettiğini ancak geçen zaman içerisinde vaadini yerine getirmediğini, kaza sonucu vücudunda maluliyet oluştuğunu iddia ederek uğradığı manevi zararın davalıya ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının o dönemde kendisinden şikayetçi olmadığını, olayın ardından iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının istemiş olduğu tazminat miktarının fahiş miktarda olup zenginleşme amacı taşıdığını, açılan davanın haksız olduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının kaza tarihinde Başkale Kaymakamı olarak görev yaptığı, makam aracı ile davacıya çarparak sakatlanmasına neden olduğu, olay sonrası kaza tespit tutanağı ve adli rapor aldırılmasını önlediği ve bu nedenle davacının hak arama hürriyetine engel olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Dosya kapsamından, davaya konu eylemin davalının ilçe kaymakamı olarak görev yaptığı dönemde ve makam aracını kullanırken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı yasalar kapsamında idarece kendisine verilen bir hizmeti yürütürken sözkonusu eylem ve işlemleri gerçekleştirdiğinden, yukarıda açıklandığı üzere davanın taraf sıfatı yokluğundan reddedilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy