(818 S. K. m. 49, 60)
Dava: Davacı R. G. vekili Avukat S. E. tarafından, davalı E. Ö. aleyhine 28/02/2011 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 13.10.2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, dava dışı eşi ile davalının evlilik dışı birlikteliği olduğunu, bu ilişkiden davalının çocuk dünyaya getirdiğini, davalı ile davacının eşinin karı-koca hayatı yaşamaları, bu eylemin devam etmesi ve bunun başına yansıması ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu bildirerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, zamanaşımı definde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının 29.01.2010 gününde açtığı boşanma davasında eşinin davalı ile 2007'den beri beraber olduğunu bildirdiğini, bu tarihten itibaren bir yıl içinde eldeki davayı açmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı davalının eyleminin devam ettiğini iddia etmektedir. Davacı ve dava dışı eşi halen resmen evli olup eşlerin birbirine sadakat yükümlülüğü devam ettiği gibi davacının dava dışı eşi ile birlikteliği olduğu ve bu birlikteliğin devam ettiği iddia edildiğine göre mahkemece eylemin devam edip etmediği araştırılmalı, eylemin devam ettiği anlaşıldığı takdirde zamanaşımından söz edilemeyeceğinden uyuşmazlığın esası incelenip sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemenin bu yönü gözetmeden verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir,
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2011/87 Esas
KARAR NO: 2011/275
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 28/02/2011
KARAR TARİHİ: 13/10/2011
Mahkememizde görülmekte bulunan tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının eşi ile evliliğinden bir kız çocukları olduğunu ve eşinin 17 Ekim 2007 tarihinde depresyonda olduğunu bildirerek evi terk ettiğini, müvekkilinin evde yaptığı araştırmada eşinin kendisinden gizlediği 2.bir telefon hattının bulunduğunu, İzmir ve İstanbul'da kendisinden habersiz olarak gidip kaldığı otel evraklarının olduğunu, evdeki kasada eşine ait pasaport, nüfus cüzdanı gibi evrakların alındığını gördüğünü, bundan 2 hafta sonra müvekkilini arayan aile dostlarının eşinin davalı E. Ö. ile beraber olduğunu ve evlilik dışı bu ilişkinin en az 4 aydan beri sürdüğünü söylediğini, eşi tarafından İstanbul 1.Aile Mahkemesinin 2007/775 E. saydı dosyası ile boşanma davası açıldığını, eşinin; davalı E. Ö. ile evlilik dışı ilişki yaşadığının bu dosya ile ikrar edildiğini ve davalının hamileliğinin başında çıkan haberler ile de öğrendiklerini, evlilik dışı ilişkide bulunarak evlilik bağını ihlal eden 3.kişinin eşin şahsiyet hakkını çiğnediğinden 500.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunarak, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, İstanbul 1.Aile Mahkemesinin 2010/66 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğim tazminat davasının unsurları oluşmadığını, müvekkilinin, davacının kişilik haklarını ihlal etmediğini, hukuka aykırı hiçbir eylemi olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 1.Aile Mahkemesinin 2010/66 E. sayılı dosya ile davacı R. G. vekili tarafından davalı L. G. aleyhine 29.01.2010 tarihinde boşanma nafaka ve tazminat talepli dava açıldığı, dava dilekçesinde eşi L. G.'ın evlilik birliğinin devamı sırasında E. Ö. isimli şahısla evlilik dışı ilişki yaşadığını ve bu ilişki nedeniyle davalının kusurlu olduğunu belirterek boşanmanın talep edildiğini, dava dosyasının derdest olduğu görülmüştür.
Dosyada bulunan tüm kanıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalının dava dışı eşi ile yaşadığı ilişki nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirterek davalı hakkında manevi tazminat davası açmış, mahkememizce süresinde sayılan cevap dilekçesi ile davalı zamanaşımı itirazında bulunmuştur. BK 60.maddesi manevi tazminat davalarında zarar gören tarafın zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren 1 sene ve herhalde fiilin vukuundan itibaren 10 senelik zamanaşımı süresi düzenlemiştir. Davacı dava dışı eşine karşı 29.01.2010 tarihinde açtığı boşanma davasına ait dava dilekçesinde eşinin 17.10.2007 tarihinde evi terk ettiğini, bu terkten 2 hafta sonra kocasının E. Ö. ile olan ilişkisini ve E. Ö.'in hamileliğini öğrendiğini ve dosya davacısı koca tarafından İstanbul 1.Aile Mahkemesine 2007/775 E. Sayılı boşanma davasının açıldıktan sonra kocanın E. Ö.'le ilişkisi nedeniyle davanın reddedileceğini düşünerek davasından feragat ettiğini belirttiği ve delil olarak 2007 Aralık ve 2008 yılında yayınlanan gazetelere ait davalının L. G.'la olan ilişkisine ilişkin haber örneklerini ibraz ettiği görülmüştür. Bu şekilde davacının dava dışı kocasıyla ilişkisine dayalı manevi tazminat davası açtığı, davalının ilişkisinin 2007 yılından bu yana davacı tarafından bilindiği gibi 29.01.2010 tarihinde açtığı boşanma dava dilekçesinde açıkça ifade edildiği, davacının bu ilişkiye dayalı manevi tazminat davasını ilişkiyi öğrendiği tarihten itibaren açabileceği gibi en son bu ilişki nedeniyle boşanma davasını açtığı tarihten itibaren yasal süre içinde açabileceği, ancak davacının boşanma davasını açtığı tarihten itibaren BK 60. maddesinde belirlenen 1 yıllık süreden sonra dava açtığından davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine dair hüküm kurulmuştur.
Hüküm: 1- Davacının davasının zamanaşımı nedeni ile reddine,
2- Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince davalı yararına tayin ve takdir edilen 1.100 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
3- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 7.425 TL peşin harçtan 18,40 TL karar harcının mahsubu ile artan 7.406,60 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine dair verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine anlatıldı. 13.10.2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy